AA ve ANAR Ortak Anketinden Çarpıcı Sonuçlar: Mutluluk Oranı Yüzde 24’te Kaldı

AA ve ANAR tarafından yapılan kamuoyu araştırmasında halkın yüzde 68,4’ü terörsüz Türkiye sürecini olumlu bulurken, sadece yüzde 24,1’i kendini mutlu hissettiğini belirtti.

Gündem - 09-07-2025 12:56

Anadolu Ajansı bünyesindeki ARC (Anadolu Research Center) ile Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi (ANAR) tarafından Türkiye gündemine ilişkin gerçekleştirilen son kamuoyu araştırması, toplumsal ruh hali, siyasal eğilimler, deprem farkındalığı ve yapay zekâ kullanımına dair önemli veriler sundu. 9-15 Mayıs 2025 tarihleri arasında 26 ili temsilen yapılan ankete, bilgisayar destekli telefon yöntemiyle toplam 2069 kişi katıldı. Yüzde 95 güven aralığıyla gerçekleştirilen araştırmanın hata payı ±%2,15 olarak belirlendi.

Katılımcıların yüzde 68,4’ü, “Terörsüz Türkiye sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna “olumlu buluyorum” yanıtını verdi. Bu oran olumlu bir güven göstergesi olarak değerlendirilirken, aynı anketin yaşam memnuniyeti ve genel mutluluk düzeyiyle ilgili kısmında toplumun ruh haline dair daha karamsar bir tablo ortaya çıktı. “Hayatınızın genel durumunu değerlendirdiğinizde kendinizi ne kadar mutlu hissediyorsunuz?” sorusuna sadece yüzde 24,1 “mutluyum”, yüzde 10,4 ise “çok mutluyum” cevabı verdi. Yüzde 15,2 kendini mutsuz hissettiğini belirtirken, yüzde 36,3’lük kesim “ne mutlu ne mutsuz” yanıtını verdi.

Ankette Türkiye’nin çözülmesi gereken en önemli sorunu olarak, yüzde 50,5 oranla ekonomi ve hayat pahalılığı öne çıktı. Katılımcıların yüzde 13,8’i adalet ve yargının öncelikli reform alanı olduğunu belirtti. Göç meselesi ise yüzde 1,1 ile daha az öncelik verilen bir başlık olarak dikkat çekti. Yeni anayasa ihtiyacına ilişkin olarak da toplumun yarısından fazlası değişim gerektiği görüşünde. Katılımcıların yüzde 56,3’ü yeni bir anayasa gerektiğini belirtirken, yüzde 40,2’si bu görüşe karşı çıktı.

Nüfus artış hızındaki düşüş toplum nezdinde büyük ölçüde tehdit olarak değerlendiriliyor. Araştırma, bu soruya yanıt verenlerin yüzde 65,6’sının “Türkiye için bir tehdit” görüşünde olduğunu ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 32,9’u bu düşünceye katılmadığını ifade etti. Yüzde 1,5'lik bir kesim ise konuya dair fikrinin olmadığını belirtti.

Anket, 23 Nisan 2025’te İstanbul’da meydana gelen depremin ardından yürütülen hazırlık süreçlerinin kamuoyundaki algısını da ölçtü. Katılımcıların yüzde 95,4’ü altyapı ve güçlendirme çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini söyledi. Belediyelerin afet hazırlığı için daha fazla yatırım yapması gerektiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 87,8 olarak kaydedildi. İstanbul’daki afet yönetimi ve yardım sürecini yeterli bulmayanların oranı yüzde 57,9 olurken, alınan önlemleri yetersiz bulanların oranı yüzde 72,4 olarak tespit edildi.

Ankete göre, katılımcıların yüzde 74,5’i deprem anında ne yapacağını bildiğini belirtti. Ancak depreme karşı gerekli hazırlıkları evde yaptığını söyleyenlerin oranı yüzde 46,2, temel ihtiyaç malzemelerini depolayanların oranı ise yalnızca yüzde 35,1 oldu. Deprem sonrası ailesiyle birlikte güvenli bir noktaya nasıl ulaşacağı konusunda planı olanların oranı da yüzde 58,5’te kaldı.

Yapay zekâya dair sorulan sorular, bu teknolojinin toplumun günlük yaşamında henüz sınırlı bir yer tuttuğunu gösterdi. Katılımcıların yüzde 57,7’si yapay zekâ kullanmadığını, yüzde 28’i ara sıra kullandığını, yüzde 13’ü ise sık kullandığını söyledi. Yüzde 1,3’lük kesim ise bu konu hakkında herhangi bir fikrinin olmadığını beyan etti.

Araştırmada televizyon kanallarında yayınlanan gündüz kuşağı programlarına dair görüşler de ölçüldü. Katılımcıların yüzde 77,3’ü bu programları zararlı bulduğunu ve denetlenmesi gerektiğini düşündüğünü belirtti. Buna karşılık, programları “beğenip izliyorum” diyenlerin oranı sadece yüzde 12 olarak tespit edildi.

Son olarak, gelir ve refah algısına ilişkin veriler halkın büyük çoğunluğunun kendisini orta alt veya düşük gelir grubunda gördüğünü ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 35,2’si kendisini düşük, yüzde 34,7’si ortanın altı, yüzde 25,9’u ise ortanın üstü gelir grubunda tanımladı. Bu veriler, ekonomik sorunların halkın yaşam kalitesine etkisini açık şekilde gözler önüne serdi.

Günün Diğer Haberleri