Boyun fıtığı, günümüzde yetişkinlerde en sık görülen boyun ağrısı nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle masa başında uzun saatler çalışan kişilerde daha yaygın görülen rahatsızlık, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Bilgisayar başında uzun süre vakit geçiren çalışanlar, diş hekimleri, santral görevlileri ve benzeri meslek gruplarında boyun fıtığına daha sık rastlanıyor. Boyun bölgesindeki omurlar arasında bulunan ve amortisör görevi gören disklerin yırtılması sonucu ortaya çıkan bu sağlık sorunu, sinir köklerine ve omuriliğe baskı yaparak farklı şikayetlere neden olabiliyor. Uzmanlar, erken tanı ve doğru tedaviyle birçok hastanın cerrahi yöntemlerden başarılı sonuçlar alabildiğini belirtiyor.
Ellerde Uyuşma Ve Kuvvet Kaybına Yol Açabiliyor
Beyin, Sinir, Omurga ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mahmut Akyüz’e göre boyun fıtığında belirtiler, baskı altında kalan sinirin bulunduğu bölgeye göre değişiyor. Kolda, elde ve parmaklara kadar uzanan ağrı, karıncalanma ve uyuşma sık görülen belirtiler arasında yer alıyor.
Sinir üzerindeki baskının artması durumunda kol ve ellerde kuvvet kaybı görülebiliyor. Daha ileri vakalarda omuriliğin etkilenmesiyle birlikte yürüme güçlüğü, ayaklarda uyuşma ve idrar kontrolünde sorunlar da ortaya çıkabiliyor.Tanı sürecinde ayrıntılı hasta öyküsü, nörolojik muayene, görüntüleme yöntemleri ve gerekli durumlarda EMG testi kullanılıyor.
Mikrocerrahi İle Kısa Sürede Günlük Hayata Dönüş
Uzmanlar, ilaç tedavisi ve fizik tedavi yöntemlerinden sonuç alınamayan ya da nörolojik bulguların görüldüğü hastalarda cerrahi tedavinin değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.Prof. Dr. Mahmut Akyüz, boyun fıtığında mikrocerrahi yönteminin güvenilir ve etkili bir seçenek olduğunu ifade ediyor. Yaklaşık 2 santimetrelik kesiyle gerçekleştirilen operasyonun ortalama iki saat sürdüğünü belirten Akyüz, hastaların büyük bölümünün ameliyattan sonraki ikinci haftada günlük yaşamına dönebildiğini aktarıyor.Ameliyat sonrası süreçte düzenli egzersiz yapılmasının önemine dikkat çeken uzmanlar, kilo kontrolü ve fizik tedavi uygulamalarının da tedavi başarısını desteklediğini vurguluyor. Haftada birkaç gün düzenli egzersiz yapılmasının uzun vadede olumlu katkı sağladığı belirtiliyor.