İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin, Adnan Oktar ve 14 kişinin 8 bin 658'er yıl hapis cezasına çarptırılmasıyla sonuçlanan davada hapis cezalarını onamasının ardından, cezaevindeki yaşamın perde arkasında ilginç gelişmeler yaşanıyor.
Örgüt İçindeki Avukatların Rolü: Yeni İsimler Kazandırma Operasyonu
Adnan Oktar'ın örgütünde etkili bir isim olan Avukat Sinem Mollahasanoğlu, örgüt içerisindeki avukatları Oktar'a yönlendirerek örgüte yeni isimler kazandırıyor. Bu taktiğin bir parçası olarak, adliyelerdeki avukatlarla tanışıp onları etkileyerek örgüte kazandırmak üzere Mustafa Işık görevlendirilmişti.
Dikkat Çeken Diyaloglar ve Tuzaklar
Ersel Yıldırım'ın belirttiğine göre, Adnan Oktar cezaevindeki döneminde avukatlarla kurduğu ilişkilerle dikkat çekiyordu. Oktar, özellikle genç avukatları etkilemek için tuzaklar kuruyor ve örgüte çekiyordu. Öyle ki, Oktar'ın müridiyken avukatlık görevine başlayan bir avukat, Oktar'a olan aşkını ifade etmişti. Oktar'ın bu ilişkileriyle ilgili anılar, A9 TV'de yayınlanmıştı.
Örgütün avukatlar arasında özellikle genç, tecrübesiz, ve güzel kadınları tercih ettiği belirtiliyor. Ersel Yıldırım'ın aktardığına göre, cezaevindeki 40 günlük döneminde Adnan Oktar, 63 kadın avukatla görüşmüş ve bu görüşmelerin süresi 500 saati aşmıştı. Kadın avukatlar örgütün tuzaklarına düşerek suç işlemek amacıyla örgüte katılmışlardı.
'Büyük Aşklar Böyle Başlar'
Adnan Oktar, avukatlar arasında özellikle kadınları etkilemek için büyük aşkların bazen ilginç yerlerde başladığını belirtmişti. Bu sözler, sonradan örgütün tuzakları ve etkileme stratejileriyle bağlantılı hale geldi.
Avukat Seçimindeki Kriterler ve Kandırılma Taktikleri
Örgüt, kadın avukatları seçerken belirli kriterlere odaklanıyordu. Bu kriterler arasında gençlik, tecrübesizlik, güzellik ve vekalet sahibi olmama gibi özellikler bulunuyordu. Ersel Yıldırım'ın ifadesine göre, birçok avukat, sosyal medya üzerinden iş vaadiyle kandırılarak örgüte katılmıştı. Tutuklu olan Avukat Sinem Mollahasanoğlu ise bu organizasyonun arkasındaki isim olarak belirtiliyordu.
Adnan Oktar ve örgütü, cezaevindeki dönemlerinde aktif bir şekilde örgütlerini büyütmek için çeşitli tuzaklar ve etkileme stratejileri kullanıyordu. Avukatlar arasında özellikle kadınları hedef alan bu taktikler, örgütün yapısını ve faaliyetlerini daha da derinleştiriyordu. Oktar'ın cezaevindeki dönemi, örgütün sadece dışarıdaki etkinlikleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda cezaevinde de aktif bir şekilde örgütlenmeye devam ettiğini gösteriyor.