Et ve Süt Ürünlerine Karşı Gecikmeli Alerji

Et ve süt ürünlerine karşı gecikmeli alerjik reaksiyonlara yol açan Alpha-gal sendromu, kene ısırığı yoluyla bulaşıyor ve dünya çapında yayılıyor. Bilim insanları bu hastalığın tanı ve tedavisi için araştırmalarını sürdürüyor.

Sağlık - 07-08-2025 19:00

Dünya genelinde yayılan ve gıda alerjilerine yeni bir boyut kazandıran Alpha-gal sendromu, özellikle et ve süt ürünlerine karşı gecikmeli alerjik tepkilere yol açmasıyla dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu sendromun kaynağının çoğu zaman fark edilmeyen bir kene ısırığı olduğunu belirtiyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) açıklamasına göre, yalnızca ABD'de yaklaşık 450 bin kişi bu sendromdan etkilenmiş olabilir.

Alpha-gal sendromu, adını memeli hayvanların dokularında bulunan ancak insanlarda doğal olarak bulunmayan galaktoz-alfa-1,3-galaktoz (kısaca alpha-gal) adlı şeker molekülünden alıyor. Kene ısırığı sırasında bu molekül vücuda geçtiğinde, bağışıklık sistemi onu yabancı bir tehdit olarak tanımlıyor ve bu moleküle karşı antikor üretmeye başlıyor. Sonraki süreçte birey, et veya süt ürünleri gibi alpha-gal içeren gıdaları tükettiğinde vücut alerjik tepki veriyor.

Belirtiler çoğu zaman hemen değil, gıdanın tüketilmesinden 2 ila 6 saat sonra ortaya çıkıyor. Bunlar arasında şiddetli kaşıntı, cilt döküntüsü, karın ağrısı, yüz ve boğazda şişme, ishal, mide bulantısı ve nadiren anafilaktik şok yer alıyor. Bu gecikmeli etki, tanı sürecini zorlaştırıyor. 2022 yılında yapılan bir çalışmada, ABD'deki doktorların %42’sinin Alpha-gal sendromunu hiç duymamış olduğu belirlendi.

Bu hastalığı en sık taşıyan kenelerden biri, ABD'nin güneydoğusunda yaygın olan yalnız yıldız kenesi olarak tanımlanıyor. Ancak güncel araştırmalar, Avrupa da dahil olmak üzere altı kıtada farklı kene türlerinin bu sendromu bulaştırabileceğini ortaya koydu. Özellikle siyah bacaklı geyik kenesi, hem Lyme hastalığını hem de alpha-gal sendromunu taşıyabildiği için çift yönlü risk oluşturuyor.

Alpha-gal sendromu yalnızca etle sınırlı değil. Süt, peynir, jelatin, bazı ilaçlar (örneğin heparin) ve hatta bazı kozmetik ürünler de alerjik reaksiyona yol açabiliyor. Queen Mary Üniversitesi’nden Dr. Kawther Hashem, bu hastalıkla ilgili yaptığı açıklamada, “Patates gibi et de düşman değil; problem pişirme veya tüketme şekli değil, kene yoluyla kazanılan bağışıklık yanıtı. Et ve süt, uygun koşullarda sağlıklı olabilir. Ancak bu sendromda her hayvansal ürün dikkatle ele alınmalı” dedi.

Alpha-gal sendromu için şu an kesin bir tedavi bulunmuyor. En etkili yaklaşım, hayvansal ürünlerin tüketiminden kaçınmak ve kenelere maruziyeti en aza indirmek. Etiket okumak, “alpha-gal içerebilir” uyarılarını dikkate almak, şüpheli durumlarda alerji testi yaptırmak ve ağır semptom gösteren kişilerin EpiPen taşıması öneriliyor.

Bu hastalığın neden bazı bireylerde geliştiği, bazılarında ise herhangi bir belirtiye yol açmadığı henüz netlik kazanmadı. Kenenin salyasında bulunan moleküllerin mi, yoksa vücuda girme şeklinin mi tetikleyici olduğu da araştırmaların odak noktaları arasında yer alıyor. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda hem tanı araçlarının geliştirilmesi hem de bağışıklık tepkilerinin düzenlenmesine yönelik tedavi seçeneklerinin gündeme gelebileceğini ifade ediyor.

Kene kaynaklı alerjik hastalıklardan korunmak için şu önlemler öneriliyor:

Doğada bulunurken uzun kollu giysiler tercih edilmeli

Vücut sık sık kontrol edilmeli

DEET içeren kene kovucular kullanılmalı

Evcil hayvanlar kene yönünden düzenli olarak kontrol edilmeli

Et veya süt tükettikten saatler sonra alerjik belirtiler yaşıyorsanız, alpha-gal sendromu ihtimalini değerlendirmek için bir uzmana başvurmanız tavsiye ediliyor.

Günün Diğer Haberleri