Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası’nda yaptığı açıklamalarda ABD ile İran arasındaki temaslar, ateşkes ihtimali, İsrail’in tutumu ve Hürmüz Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fidan, tarafların dün itibarıyla geldikleri noktayı kamuoyuyla paylaştığını, ABD tarafının daha net ifadeler kullandığını söyledi. Mevcut tabloda tarafların başlangıç pozisyonlarını ortaya koyduğunu belirten Fidan, ateşkes konusunda samimi olduklarını ifade etti. Sürecin kolay ilerlemediğini anlatan Bakan Fidan, İsrail’in her zaman oyun bozucu çizgide durduğunu kaydetti. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yalnızca bölgesel değil, küresel sonuçlar doğurabilecek nitelik taşıdığını dile getiren Fidan, enerji arzı ve fiyatlar üzerinde yük oluşabileceğine dikkat çekti. Müzakerelerin kısa sürede nihai belgeye dönüşmesinin zor göründüğünü aktaran Fidan, tarafların yol alması halinde ilave ateşkes seçeneklerinin de gündeme gelebileceğini söyledi.
Ateşkes Ve Müzakere Sürecine Dair Mesajlar
Hakan Fidan, müzakere başlıklarının 15 gün içinde imzalanacak nihai metne bağlanmasının kolay olmadığını söyledi. Tarafların iyi ilerleme sağlaması durumunda 45 ya da 60 günlük ek ateşkes formülünün gündeme gelebileceğini belirten Fidan, bu sürede sorunlu başlıkların çözülmesinin hedeflenebileceğini aktardı.
Nükleer dosyada “ya hep ya hiç” yaklaşımının süreci kilitleyebileceğini ifade eden Fidan, zenginleştirme konusunun kritik eşik olduğunu dile getirdi. Bu başlığın aşılması için arabulucuların ve başka ülkelerin desteğinin önemli olacağını da sözlerine ekledi.
Hürmüz Boğazı Ve İsrail Açıklaması
Fidan, müzakereler tamamlandığı takdirde Hürmüz Boğazı konusunda sorun kalmayacağını düşündüğünü söyledi. Serbest geçişte mevcut aşamada sorun görmediğini belirten Bakan, asıl başlığın ilerleyen süreçte boğazın nasıl düzenleneceği konusu olabileceğini ifade etti. Bölge ülkelerinin savaş öncesindeki düzenin savaş sonrasında da korunmasını istediğini aktardı.
7 Ekim sonrası döneme de değinen Hakan Fidan, İsrail’in izlediği yayılmacı politikanın zaten kırılgan olan zemini daha da hassas hale getirdiğini söyledi. Açıklamalarında, bölgedeki gelişmelerin yalnızca çatışan tarafları değil, enerjiye bağımlı çok sayıda ülkeyi de doğrudan ilgilendirdiğini anlattı.