Türk savunma sanayiinin en iddialı projelerinden biri olan insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA, 2026 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri envanterine girmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda yürütülen detaylı testler arasına kısa süre önce mühimmat atış testleri de eklendi. KIZILELMA’nın yalnızca dış değil, dahili silah istasyonlarından da mühimmat ateşleyebilmesi, Türkiye'nin havacılıkta yeni bir sayfa açtığını gösteriyor.
F-16’ların Yükünü Hafifletecek
Savunma Sanayii Uzmanı Yusuf Akbaba, KIZILELMA’nın insanlı savaş uçaklarının bazı görevlerini devralarak hem operasyonel hem de ekonomik yükü azaltacağını belirtti. Özellikle yüksekten ve yüksek hızla yapılan mühimmat atışlarında artık yalnızca F-16 veya F-4 gibi uçaklara bağımlı olunmayacak. Bu görevlerde KIZILELMA aktif rol alacak.
Akbaba, savaş uçaklarının yoğun kullanımı sonucu artan bakım, onarım ve yedek parça ihtiyaçlarının ciddi maliyetler doğurduğuna dikkat çekerek, KIZILELMA’nın bu anlamda da büyük avantaj sağlayacağını vurguladı.
Bir diğer önemli kazanım ise milli mühimmatla tam uyum. Türkiye’nin hava-yer mühimmatı çeşitliliğinde dünyada ilk üçte yer aldığını hatırlatan Akbaba, ithal edilen savaş uçaklarına yerli mühimmat entegrasyonunun ciddi izin süreçleri ve maliyetler gerektirdiğini söyledi. Ancak KIZILELMA ile bu engeller ortadan kalkıyor. Yerli mühimmatlar kolayca entegre edilerek operasyonlarda daha esnek ve hızlı çözümler sunulabilecek.
“Kendi mühimmatını, kendi uçağınla, kendi kararınla kullanabileceksin”
– Yusuf Akbaba, Savunma Sanayii Uzmanı
ANKA-3 ile Ortak Operasyon Senaryosu
KIZILELMA’nın yalnız başına değil, ANKA-3 gibi diğer insansız platformlarla birlikte görev yapabileceğine de dikkat çeken Akbaba, gelecekte hava-hava koruma görevlerinde KIZILELMA, hava-yer taarruzlarında ANKA-3 gibi çoklu senaryoların devreye gireceğini söyledi.
Örneğin, düşman donanmasına yönelik saldırıda ANKA-3’ler taarruza geçerken, onlara eşlik eden KIZILELMA’lar hava tehditlerine karşı savunma yapabilecek.
Yakın gelecekte KAAN savaş uçağının da bu operasyonel zincire dahil olacağına işaret eden uzmanlar, Türkiye’nin insanlı ve insansız hava araçlarını birlikte kullanan öncü ülkelerden biri olacağına dikkat çekiyor.