21 Ağustos 2024’te Diyarbakır’ın Bağlar ilçesi kırsalındaki Tavşantepe Mahallesi'nde kaybolduktan sonra cesedi 19 gün sonra çuval içerisinde ve taşlarla örtülmüş şekilde bulunan 16 yaşındaki Narin Güran'ın ölümüne ilişkin yargı süreci devam ediyor. Diyarbakır 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, maktulün amcası Salim Güran, annesi Yüksel Güran ve ağabeyi Enes Güran ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Ancak cesedin taşınmasında aktif rol aldığı belirtilen komşu Nevzat Bahtiyar hakkında yalnızca “Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmesi kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde ciddi eleştirilere neden oldu.
Mahkemenin kararı, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi tarafından 26 Mayıs 2025 tarihinde oy çokluğuyla onandı. Ancak Mahkeme Başkanı, verilen cezaların bazı yönlerden yetersiz ve eksik bulgulara dayandığını belirterek karara gerekçeli bir şerh düştü. Özellikle Nevzat Bahtiyar’a dair kamera kayıtları, baz istasyonları raporları ve DNA bulgularının detaylı şekilde incelenmemesi eleştirildi. Mahkeme Başkanı, Bahtiyar’ın olay yerindeki aktif varlığının ve sonraki eylemlerinin daha derinlemesine analiz edilmesi gerektiğini vurguladı.
Diyarbakır Barosu, istinaf başvurusu reddedilen Nevzat Bahtiyar ile ilgili kararı yeterli bulmayarak Yargıtay’a temyiz başvurusu yaptı. Baro tarafından hazırlanan temyiz dilekçesinde, Bahtiyar’ın da tıpkı diğer sanıklar gibi iştirak iradesiyle Narin Güran’ın ölümüne neden olduğu ve bu nedenle “çocuğa karşı kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile yargılanması gerektiği belirtildi.
Dilekçede, Bahtiyar’ın cesedin taşınmasına aktif şekilde katıldığı, diğer sanıklarla temasını sürdürdüğü ve tüm eylemlerin bir bütünlük içerisinde değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. Yerel mahkemenin suç vasfına ilişkin hatalı nitelendirme yaptığı savunularak, hükmün bozulması talep edildi.
Baro ayrıca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi’nin davaya katılım taleplerini reddetmesine de itiraz etti. Temyiz dilekçesinde, Baro’nun yargılamaya katkı sunduğu ve kamu yararını temsilen sürece müdahil olmasının adil yargılama ilkesine uygun olduğu vurgulandı. Katılımın kaldırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bu kararın da Yargıtay nezdinde gözden geçirilmesi istendi.