Mahalli'ye göre İsrail, Hamas'tan daha fazla, hatta en çok Lübnan'daki Hizbullah örgütünden korkuyor. İşte bu önemli açıklamanın ardındaki gerçekler ve İran'ın katılmasıyla gelişebilecek olası senaryolar.
Hizbullah'ın Gücü ve Etkisi
Hizbullah, Lübnan merkezli bir Şii örgütüdür ve bölgedeki nüfuzunu yıllar içinde ciddi şekilde artırmıştır. Özellikle 2006'daki Lübnan Savaşı'nda, İsrail'e karşı sıradışı bir direniş göstermiş ve İsrail ordusuna karşı zafer kazanmıştır. Hizbullah'ın bu zaferi, bölgede İsrail karşısında cesaret verici bir başarı olarak kabul edilmiştir.
Hamas ve Hizbullah Arasındaki Farklar
Hamas, Gazze Şeridi'nde etkili bir şekilde kontrol sağlayan bir örgüttür, ancak bölgesel olarak Hizbullah kadar güçlü değildir. İsrail ve Hamas arasındaki çatışma, çoğunlukla roket atışları ve sınırdaki çatışmalardan oluşurken, Hizbullah ise daha büyük bir tehdit olarak görülmektedir. Hizbullah'ın sahip olduğu roketlerin sayısı ve menzili, İsrail için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
İran'ın Rolü
Hizbullah, İran'ın etkisi altındadır ve bu nedenle İran'ın Lübnan'daki örgüte sağladığı destek büyüktür. İran, İsrail'e karşı Hizbullah üzerinden baskı uygulama yeteneğine sahiptir. İsrail'in Hamas ile olan çatışması, Hizbullah'ın da harekete geçebileceği endişesini artırmış olabilir. İran'ın tehdidi altında birleşen Hizbullah ve Hamas, İsrail için büyük bir savaş tehlikesi oluşturabilir.
Yaklaşan Tehlike
Gazze'deki çatışma, İran'ın Hizbullah aracılığıyla bu savaşa katılma tehdidiyle daha karmaşık hale gelebilir. İran'ın İsrail'e karşı Hizbullah üzerinden saldırabileceği veya Hizbullah'ın Gazze'ye yardım etmek için devreye girebileceği ihtimali, bölgedeki gerilimi artırıyor. İsrail için, iki cephede savaş açılma riski, tüm stratejilerini yeniden gözden geçirmeleri gerektiği anlamına gelebilir.
Gazeteci Hüsnü Mahalli'nin ifadesine göre İsrail, Lübnan'daki Hizbullah'ın İsrail'e karşı ciddi bir tehdit oluşturduğunu kabul ediyor. Hizbullah'ın gücü, İran'ın desteği ve Gazze'deki durum, bölgedeki gerilimi artırıyor. İsrail, bu tehlikeleri ciddiye almalı ve bölgesel istikrarın korunması için diplomatik yolları da göz önünde bulundurmalıdır. İlerleyen dönemlerde, bu gelişmelerin nasıl bir seyir izleyeceği merakla beklenmektedir.