Parkinson hastalığı, genellikle ellerdeki titreme ile tanınsa da uzmanlar bu nörolojik rahatsızlığın çok daha erken ve farklı belirtilerle kendini gösterebileceğini vurguluyor. Hareketle ilgili olmayan bazı semptomlar, hastalık motor sistemleri etkilemeden yıllar önce ortaya çıkabiliyor. Son bilimsel bulgular, Parkinson’un yalnızca ileri yaşlarda değil, 20’li ve 30’lu yaşlarda da sessizce gelişmeye başlayabileceğini ortaya koyuyor.
Nörologlar, hastalığın yalnızca titreme veya kas sertliğiyle sınırlı olmadığını; koku kaybı, kabızlık, uyku sırasında kontrolsüz hareket etme gibi bulguların da Parkinson’un erken belirtileri arasında yer aldığını ifade ediyor. Beyinde dopamin üreten hücrelerin hasar görmesiyle gelişen Parkinson, zamanla istemli hareketlerin kontrolünü etkiliyor. Ancak ilk sinyaller çok daha önce, hatta yıllar öncesinden başlayabiliyor.
Koku Kaybı ve Kabızlık Parkinson’un İlk Sinyalleri Olabilir
Koku alma duyusunun zayıflaması ya da tamamen kaybolması, Parkinson’un motor belirtilerinden çok önce gelişebiliyor. Araştırmalar, koku kaybı yaşayan kişilerin Parkinson’a yakalanma riskinin 5 kat arttığını gösteriyor. Bu durum, hastalığın burun soğancığında başladığı yönündeki teorileri güçlendiriyor.
Bir diğer erken belirti ise kabızlık. Sindirim sistemi üzerinde etkili olan Parkinson, bu bölgedeki sinirleri etkileyerek bağırsak hareketlerini yavaşlatabiliyor. Özellikle uzun süreli kabızlık sorunu yaşayan bireylerde, hastalığın ilerleyen yıllarda ortaya çıkma olasılığı yüksek.
Uyurken Kontrolsüz Hareket Parkinson İçin Uyarı Olabilir
REM uykusunda rüya görülen evrede vücudun hareketsiz kalması gerekirken, bazı kişiler bu evrede bilinçsizce hareket edebiliyor. Bu durum, Parkinson’un öncüsü olarak değerlendiriliyor. Uyku sırasında konuşmak, oturmak ya da çevreye fiziksel tepki vermek gibi davranışlar, 50 yaş üzerindeki bireylerde Parkinson riskini önemli ölçüde artırabiliyor.
Bilim insanları, Parkinson’un yıllar içinde sessizce ilerlediğini ve klasik belirtiler ortaya çıkmadan önce beyin sapındaki hücrelerin %50-70’inin kaybedildiğini belirtiyor. Bu nedenle erken teşhis için yalnızca titreme gibi gözle görülür semptomlara odaklanmak yetersiz olabilir.