Prof. Dr. Ali Erbaş’tan “Mesihçi Teopolitik” Uyarısı: Ortadoğu’yu Ateşe Atan Kehanet Siyaseti

Prof. Dr. Ali Erbaş, Ortadoğu’daki çatışmaların arkasında Mesih beklentisini siyasi araç haline getiren “Siyonist-Evanjelist ittifakı” bulunduğunu savundu. Küresel barış için uyarıda bulundu.

Gündem - 20-04-2026 12:26

Onsekizinci Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ortadoğu’daki siyasi ve askeri gelişmelere ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Erbaş, Yahudi-Hıristiyan kutsal metinlerindeki kehanet anlatılarının modern siyasi ajandalarla harmanlandığını belirterek, özellikle “Siyonist Yahudi–Evanjelist” olarak tanımladığı ittifakın Mesih beklentisini emperyalist hedeflerin aracı haline getirdiğini ifade etti.

Erbaş’a göre, ABD merkezli radikal Evanjelik çevrelerde Yahudilerin Filistin topraklarında devlet kurmasının Mesih’in ikinci gelişi için “ön şart” olarak görüldüğünü savunan bir anlayış etkili. 1948’de İsrail’in kurulması ve 1967’deki Altı Gün Savaşı gibi gelişmelerin bu çevreler tarafından siyasi değil “ilahi kehanetin gerçekleşmesi” olarak kodlandığını belirten Erbaş, bu yaklaşımın dış politikayı kutsal bir senaryoya dönüştürdüğünü dile getirdi.

Üçüncü Mabed ve Kudüs Vurgusu

Erbaş, söz konusu anlayışın Kudüs’ün statüsünü merkeze aldığını ve Mescid-i Aksa’nın yerine Üçüncü Mabed’in inşa edilmesi gerektiğine dair inancın bölgedeki gerilimi artırdığını savundu. Bu hedefin Filistin halkının mülksüzleştirilmesine ve uluslararası hukukun baypas edilmesine zemin hazırladığını ifade etti.

“Armageddon” ve Çatışmanın Meşrulaştırılması

Kehanet metinlerinde geçen Armageddon (Kıyamet Savaşı) anlatısının, Ortadoğu’daki istikrarsızlığı “kaçınılmaz ve müjdeli bir gelişme” gibi sunduğunu belirten Erbaş, bu yaklaşımın barışçıl çözümleri zayıflattığını kaydetti. Diplomasinin “ilahi senaryonun önünde engel” olarak görüldüğünü savunan Erbaş, milyonlarca insanın kanının dökülmesini kutsal bir beklentiye bağlamanın “teolojik bir sapma” olduğunu söyledi.

Erbaş, bu sürecin dinin siyasallaşmasından öte, siyasetin dinîleştirilmesi anlamına geldiğini belirtti. Dini söylemin emperyalist politikalar için bir “yumuşak güç” unsuru olarak kullanıldığını öne süren Erbaş, bunun küresel barışa tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Nükleer savaş ihtimali dahil olmak üzere küresel çapta yıkım senaryolarının bazı çevrelerce kutsal metinlerin gerçekleşmesi olarak yorumlandığını belirten Erbaş, bu anlayışı “nihilist bir tehdit” olarak nitelendirdi.

Ortadoğu’nun bir “apokaliptik laboratuvar”a dönüştürülmek istendiğini savunan Erbaş, insanlık onuru, hukuk ve barış ilkeleri etrafında evrensel bir vicdan cephesinin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Erbaş, dinin şiddetin ve emperyalizmin aracı haline getirilmesine karşı çıkılması gerektiğini belirterek, adalet ve insan hayatının kutsallığını merkeze alan bir anlayışın savunulmasının ahlaki bir zorunluluk olduğunu vurguladı.

Günün Diğer Haberleri