Yalova’daki evinin terasından düşerek hayatını kaybeden şarkıcı Gül Tut, bilinen adıyla Güllü’nün ölümü sonrası yürütülen soruşturmada, sanatçının çocukları adliyede ifade verdi. Oğlu Tuğberk Yağız ve kızı Tuğyan Ülkem Gülter, Yalova Adliyesi’nde yaklaşık 5 saat süren ifade işleminin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çocuklar, yaşadıkları acının gölgede bırakıldığını ve iftiralarla karşılaştıklarını söyleyerek tepki gösterdi.
Tuğberk Yağız Gülter, “Türkiye’ye sesleniyorum, bize acımızı yaşatmadınız. Annemin şarkılarıyla ağladınız ama bizi ağlatmadınız, bizi süründürdünüz” ifadelerini kullandı. Kardeşi Tuğyan Ülkem Gülter ise “Anneme yapılanlardan dolayı hakkımı helal etmiyorum. Annemin de konuşanlara hakkını helal etmediğine eminim” sözleriyle duygularını dile getirdi.
Çocuklar İfade Verdi, Avukatlar Sürece Dair Bilgi Paylaştı
Yalova Cumhuriyet Başsavcısı Duygu Bayar Öksüz’ün de katıldığı ifade sürecinde, Güllü’nün çocukları ve olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu’nun beyanları alındı. Olay günü İstanbul’da bulunduğunu belirten oğlu Tuğberk Gülter, kardeşinin telefonuyla haberi alıp Çınarcık’a gittiğini söyledi. Kızı Tuğyan Ülkem Gülter ise o akşam evde oyun oynadıklarını, daha sonra odalarına geçtiklerinde olayın gerçekleştiğini aktardı.
Aile avukatları, ses kayıtlarının kriminal incelemeye gönderildiğini, otopsi raporunun tamamlanmasının beklendiğini belirtti. Ayrıca önümüzdeki günlerde ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulacağı açıklandı.
Olayla İlgili Soruşturma Sürüyor
Avukat Rahmi Çelik, Güllü’nün oğlu hakkında ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu belirterek, olay anında İstanbul’da olduğuna dair güvenlik kamerası ve resmi kayıtların mevcut olduğunu söyledi. Soruşturmanın titizlikle sürdüğü ve yasal işlemlere kısa süre içinde başlanacağı ifade edildi.
Şarkıcı Gül Tut, 26 Eylül’de Yalova’nın Çınarcık ilçesinde evinin 5. katındaki terastan düşerek hayatını kaybetmişti. Kızı Tuğyan Ülkem Gülter, ifadesinde annesinin oyun oynarken dengesini kaybedip açık olan camdan düştüğünü söylemişti. Cenazesi ise İstanbul’da toprağa verilmişti.