Kadınlarda doğurganlığı etkileyen birçok biyolojik ve çevresel faktör bulunuyor. Ancak bunların arasında göz ardı edilmemesi gerekenlerden biri de stres. Kıbrıs’ta düzenlenen 4. Tüp Bebek ve İnfertilite Derneği (TÜBİD) Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Hulusi Bülent Zeyneloğlu, stresin doğurganlık üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Kadınlarda kronik stresin sadece üreme sistemini değil, genel hormonal dengeyi de bozduğunu belirten Prof. Dr. Zeyneloğlu, bu durumun menopozu 3 yıl kadar öne çekebildiğini söyledi.
Kadınlarda artan iş yükü, vardiyalı sistemlerde çalışma, uyku düzeni bozuklukları ve yaşamın getirdiği zihinsel yüklerin doğrudan strese neden olduğunu ifade eden Prof. Dr. Zeyneloğlu, “Kadın artık kendine vakit ayıramıyor. Bu da yumurtalıkların erken yorulmasına ve doğurganlıkta düşüşe yol açıyor” dedi. Erken başlayan üreme fonksiyonu bozukluklarının ilerleyen yıllarda çocuk sahibi olma sürecini zorlaştırdığına da dikkat çekti.
Yumurtalıklarda Fibrozis: Betonlaşma Etkisi
Prof. Dr. Zeyneloğlu, son yıllarda yapılan araştırmalarda yumurtalık dokusunda görülen “fibrozis”in yani sertleşmenin doğurganlığı ciddi şekilde etkilediğini belirtti. Yumurtalık çevresinde oluşan bu sert yapıların, yumurtaların gelişmesini engellediğini ve “uyuyan” halde kalmalarına neden olduğunu aktardı. Bu duruma çözüm olarak PRP ve eksozom gibi yeni tedavi yöntemlerinin, bölgedeki kanlanmayı artırarak bu betonlaşmayı kırmayı hedeflediğini söyledi.
Ayrıca geliştirilen yeni genetik testler sayesinde embriyolara dokunulmadan Down sendromu gibi hastalıkların tespit edilebildiğini ifade eden Zeyneloğlu, bu yöntemle embriyonun içinde bulunduğu sıvıdan DNA örneği alınarak daha güvenli bir analiz yapılabildiğini belirtti. Başarı oranı %90’ı aşan bu yöntemin yakın zamanda Türkiye’de de kullanılmaya başlanacağı açıklandı.
Psikolojik Destekle Başarı Oranı Yükseliyor
Kısırlık tedavisinde sadece fiziksel değil, duygusal ve psikolojik faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Zeyneloğlu, stres yönetiminin doğurganlık üzerindeki etkisini kanıtlayan bir çalışmadan da bahsetti. 2011 yılında yapılan bir araştırmada, yüksek FSH seviyelerine sahip ve daha önce başarısız tüp bebek denemeleri yaşamış kadınlara nefes egzersizleri öğretilmiş ve psikolojik destek verilmişti. Sonuç olarak bu grupta gebelik oranlarının üç kat arttığı gözlemlenmişti.
Kronik stresin doğrudan hormonal yapıyı etkilediğini, hatta hayvan deneylerinde bile stres altındaki canlıların daha erken yaşlandığının görüldüğünü belirten Zeyneloğlu, çocuk sahibi olmayı planlayan çiftlerin gerekirse psikolojik destek almaktan çekinmemesi gerektiğini vurguladı. Çünkü stresi kontrol altına almak, doğurganlığın korunmasında temel bir adım olarak değerlendiriliyor.