Bu mezarlardan 14’ünün bebeğe ait mezarlar olduğu tahmin ediliyor. English River First Nation Yerli Bölgesi Şefi Jenny Wolverine, dün yaptığı basın açıklamasında, 1860 yılında inşa edilen Beauval Kızılderili Konut Okulu'nun yerini tarayan radarın, çocuklara ait olduğu 93 mezarın tespit edildiği ve bu mezarların 14'ünün muhtemelen bebeklerine ait olduğu bildirildi.
Wolverine, daha çok mezar bulunmasından endişe duyduklarını ve ulaştıkları mezar yerlerinin yürek parçalayıcı ve yıkıcı olduğunu belirterek bu nihai bir rakam değil. Daha fazlasının olması yürek parçalayıcı dedi. Wolverine aramaların halk arasında anlatılan hikayelere dayatıldığını söyledi ve “Ne bulacağımızdan emin değildik. Evlerine bir daha dönmeyen öğrencilere yönelik muameleyle ilgili nesiller boyunca paylaşılan hikayeleri biliyorduk diye devam etti.
Mezar Tespit Çalışmalarına 2021'de Başlandı
English River First Nation Yerli Bölgesi, mezar aramalarına Ağustos 2021'de başladı. Saskatchewan'daki Regina Üniversitesi'ne göre, 1927'de ortaya çıkan yangında okuldaki 19 çocuk ve bir öğretmen hayatını kaybetti.
Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu, olayla ilgili olarak hayatta kalan hayatta kalanların hikayelerini paylaştı. Bu hikayeler arasında, sonradan hokey sopalarıyla dövülen çocuklar da vardı. Hayatta kalanlardan biri olan Mervin Mirasty, Komisyona hem kendisi hem de erkek kardeşinin cinsel istismarını ifade etti. CTV News'in haberine göre, 2016 yılında okuldaki eski bir yönetici, 1959'dan 1967'ye kadar erkek çocuklara yönelik istismardan suçlu bulundu. 30 Haziran'da Sucker Creek First Nation Yerli Bölgesi'ndeki bir yatılı kilise okulunda 88 çocuk mezarının bulunduğu açıklandı.
Yatılı Kilise Okulları Asimile Merkezi Olarak Görüldü
1840'ta Katolik Kilisesi tarafından Kanada hükümeti adına açılan ve sonuncusu 1997'de kapatılan yatılı kilise okulları, 150 binden fazla yerli çocuk ailesinden zorla koparılarak alıkonulduğu yerler olarak tarihe geçti. Bu okullarda, yerli çocukların beyaz çoğunluğunun hâkim olduğu topluluklara entegre edilmek için ailelerden ve kültürlerden uzaklaştırıldılar. Bu süreçte çocuklar kötü muameleye maruz kalıyorlar, açlık ve soğukla mücadele etmek zorunda kalıyorlar ve cinsel, fiziksel tacize maruz kalıyorlardı. Hatta bazı çocukların üzerinde tedavi prosedürleri uygulandığı da öne sürüldü.