Türk Dil Kurumu 2025 yılının kavramını “dijital vicdan” olarak belirledi. Dijital çağın etik sınavına dikkat çeken bu kavram, yalnızca bireyleri değil, teknoloji şirketlerinden medyaya kadar tüm toplumu yakından ilgilendiriyor. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Batuhan Mumcu, kaleme aldığı kapsamlı makalesiyle bu yeni döneme ışık tuttu.
Günümüzde dijitalleşme yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil; hakikatle kurulan bağın yeniden tanımlandığı bir döneme işaret ediyor. Sosyal medya, yapay zekâ, algoritmalar ve içerik paylaşımı gibi alanlarda bireysel ve kurumsal sorumluluk, artık vicdani bir zeminde değerlendirilmeli.
Dijital Etik: Paylaşmadan Önce Düşün, Sorgula, Sorumluluk Al
Dr. Mumcu’nun analizine göre dijital vicdan, içerik üretiminden algoritma tasarımına kadar geniş bir etik alan tanımlıyor. Her birey artık sadece izleyen değil; paylaşan, etkileyen ve yönlendiren bir aktör. Bu durumda temel soru şu:
Her yapılabilen şey, gerçekten yapılmalı mı?
Habermas ve Floridi gibi düşünürlerin de çalışmalarına yer verilen makalede, dijital dünyada ahlaki pusulanın zayıflamasının, toplumsal güveni sarstığı vurgulanıyor.
Yalan bilgi, deepfake içerikler, mahremiyet ihlalleri, gıybet ve iftira… Tüm bu eylemler sadece yasal değil, aynı zamanda vicdani sorgulama gerektiriyor.
Mumcu’ya göre artık dijital dünyada sadece “özgürlük” değil, “sorumluluk” da konuşulmalı. Vicdan, sosyal medya algoritmalarına da yön veren bir ilkeye dönüşmeli.
Makalenin en dikkat çeken bölümü ise İslam ahlakı çerçevesinde dijital davranışların değerlendirilmesi.
Gıybet, iftira, mahremiyet ihlali gibi dijital içeriklerin sadece bireysel günah değil, kul hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
İslam’da “nefs-i levvâme” olarak ifade edilen vicdani iç sesin, dijital çağda yeniden canlandırılması gerektiği vurgulanıyor:
“Anonimliğin arkasına saklanan bir kullanıcı bile, yaptığı bir paylaşımın bir başkasına nasıl zarar verebileceğini düşünmek zorunda.”
Hadislerde yer alan, "Kişiye günah olarak, duyduğu her şeyi söylemesi yeter" ifadesiyle dijital çağın tehlikeleri örtüşüyor.
Dr. Mumcu’nun ifadesiyle dijital vicdan, sadece helal ve haram arasında değil, ahlaki ve adil olan ile etkiye dayalı sorumluluk arasında seçim yapmayı gerekli kılıyor.
