Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 2 milyon şirket, döviz işlemlerinden elde ettikleri gelirleri beyan ederek vergisini ödüyor. Buna karşın bireysel yatırımcıların döviz alım satımından doğan kazançları için benzer bir vergilendirme uygulanmaması ekonomi çevrelerinde tartışılmaya devam ediyor. Son yıllarda yüksek enflasyon ve kur dalgalanmaları nedeniyle tasarrufların önemli bir bölümü döviz cinsinden tutuluyor. Bankalardaki döviz hesaplarının artışı ve fiziki dövize yönelim, bireylerin kur hareketlerinden gelir elde etmesini beraberinde getiriyor. Ancak şirketlerin kur farkı gelirlerini mali tablolarına yansıtıp vergi yükümlülüğünü yerine getirmesi zorunlu iken bireyler için aynı çerçevenin bulunmaması, vergi sistemi ve ekonomik dengeler açısından farklı değerlendirmelere yol açıyor. Ekonomi uzmanları, TL’nin değerinin korunmasının fiyat istikrarı ve faiz politikaları açısından belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.
İthalat Faturası Ve Dövizdeki Artış
Son üç yılda dolar kurunun 20 liradan 46 liraya yükselmesi, yıllık yaklaşık 350 milyar dolarlık ithalat yapan Türkiye’nin maliyetlerini artırdı. 2023 yılında dolar 20 lira seviyesindeyken 740 milyar TL olan ithalat faturası, aynı miktarda ithalat için bugün 1 trilyon 610 milyar TL’ye ulaştı. Bu artış cari denge ve enflasyon üzerinde etkili oldu. Avro da Mayıs 2023’ten bu yana 21,4 liradan 53 liraya çıkarak yüzde 147 oranında yükseldi.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre bankalarda 259 milyar dolarlık döviz bulunuyor. Bunun 171,5 milyar doları bireysel hesaplarda yer alırken, 81,5 milyar doları ticari kuruluşlara, 6 milyar doları ise resmi kurumlara ait. Ayrıca bankalardaki kasalar ve yastık altında yaklaşık 350 milyar dolarlık döviz bulunduğu tahmin ediliyor.
Vergi Mevzuatı Ve Uygulama
Gelir Vergisi Kanunu’nun 75, 80 ve 82’nci maddeleri menkul sermaye iradı, değer artışı kazançları ve arızi kazançları kapsıyor. Bu maddelerde dövizden elde edilen kazançların da vergilendirme kapsamında olduğu belirtiliyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73’üncü maddesinde ise herkesin mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanıyor.
Şirketler döviz kazançları üzerinden yüzde 25 oranında vergi öderken, bireysel yatırımcıların döviz alım satım kazançları için fiili bir vergilendirme uygulanmaması vergi adaleti tartışmalarını gündeme taşıyor. Ekonomi çevrelerinde, döviz kazançlarına getirilebilecek olası bir verginin dolarizasyon eğilimini azaltabileceği ve para politikasına alan açabileceği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Uzmanlar, yatırım tercihlerini etkileyen unsurlar arasında vergisel düzenlemelerin önemli bir yer tuttuğunu belirtiyor. Döviz kazançlarının vergilendirilmemesinin kısa vadeli kur pozisyonlarını artırabileceği, bunun da kur oynaklığı üzerinde etkili olabileceği ifade ediliyor. Ayrıca kayıt dışılıkla mücadele ve gelir dağılımının ölçülmesi açısından da mevcut uygulamanın tartışıldığı kaydediliyor.
