Son dönemlerde sosyal medyada sıkça karşılaşılan "IBANzede" kavramı, bankacılık sistemine dair önemli bir sorunu gün yüzüne çıkardı. Yardım, bağış ya da tanıdık ricası gibi nedenlerle kişisel banka hesaplarını başkalarına kullandıran vatandaşlar; dolandırıcılık, yasa dışı bahis veya kara para aklama suçlarının gölgesinde kendilerini adli soruşturmalarda bulabiliyor. Hangi noktada suç başladığı, kimlerin gerçekten mağdur olduğu ise hukuki açıdan tartışma konusu.

Uzmanlar, her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerken, "hesap sahipleri" için önemli uyarılarda bulunuyor. Özellikle sosyal medya aracılığıyla bir mesajla paylaşılan IBAN numaralarının sonrasında ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da bu konuda gençlerin bilinçlendirilmesi gerektiğini vurgularken, mağdurlar ise Türk Ceza Kanunu'nda bazı değişiklikler talep ediyor.

Farkında Olmadan Suç Ortağı Olunabilir

Bilişim Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, IBANzede vakalarının her birinin farklı dinamiklere sahip olduğunu belirterek, bazı kişilerin hesaplarını sadece bir kez ve iyi niyetle kullandırdığını, bazılarının ise bu işlemleri sık sık ve bilinçli şekilde yaptığını ifade ediyor. Hesapların ne kadar süreyle, kimler tarafından, hangi amaçla ve nasıl kullanıldığının soruşturmalarda belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.

Uzmanlar, banka hesaplarının bir nevi “dijital kimlik” olduğu görüşünde birleşiyor. Bu nedenle hesapların başkalarına devri veya kiralanması sadece yasal değil, aynı zamanda ciddi bir güvenlik açığı oluşturuyor. İlk savunmanın genellikle "sadece yardım etmek istedim" şeklinde yapıldığı ancak her olayın kapsamlı şekilde incelenmesi gerektiği vurgulanıyor.

Bilişim Hukuku Uzmanı Avukat Sefa Karcıoğlu da Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’a göre, hesabını kullandıran kişinin cezai sorumluluğunun doğabileceğini belirtiyor. Karcıoğlu’na göre hesap sahibi menfaat elde etmese bile; işlemlerin sıklığı, şüpheli para girişleri ve HTS kayıtları gibi detaylar suça ortaklık konusunda belirleyici olabiliyor.

Gündemdeki en önemli taleplerden biri, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin uzlaşma kapsamına alınması. Bu sayede, zarara uğrayan taraf zararını tazmin ederse dava açılmadan süreç çözülebilecek. Ancak yurt dışı kaynaklı kara para transferleri ve dolandırıcılık olaylarında zarar gören taraf belli olmadığında bu çözüm yöntemi de sınırlı kalıyor.

Öte yandan Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2024 tarihli emsal kararında, banka hesabını arkadaşlık ilişkisine güvenerek kullandıran ve bu işlemden maddi kazanç sağlamayan bir sanığın beraat etmesine hükmedildi. Bu karar, iyi niyetli ancak farkında olmadan hesabını kullandıran kişiler için umut verici bir örnek olarak gösteriliyor.

Avukat Karcıoğlu, benzer durumlarla karşılaşan kişilerin mutlaka banka hareketlerini düzenli kontrol etmesini, şüpheli işlemleri fark ettiklerinde banka ve kolluk birimlerine hızlıca bilgi vermelerini öneriyor. Ayrıca olası bir soruşturmada, hesap kullandırılan kişiyle yapılan yazışmaların ve bilgilendirici belgelerin delil olarak saklanması gerektiğini belirtiyor.