İran neden Birleşik Arap Emirlikleri topraklarını hedef alan saldırılarla gündeme geldi? Dubai ve Abu Dabi’de yaşanan patlamalar doğrudan sivil alanları mı amaçladı? İran’ın açıklamalarında hangi hedefler öne çıktı? ABD ve İsrail’in başlattığı askeri operasyonlar sonrası bölgedeki misilleme zinciri nasıl genişledi? BAE neden İran’ın değerlendirmesinde stratejik konuma yerleşti? Bölgedeki ABD askeri varlıkları bu sürecin neresinde duruyor? Yaşanan gelişmeler Körfez güvenliğini nasıl etkiliyor?

İran Neden Dubai’yi BAE’yi Vuruyor? 

28 Şubat 2026 sabahı ABD ve İsrail tarafından İran’ın nükleer tesisleri, askeri altyapısı ve rejimle bağlantılı noktalarına yönelik başlatılan ortak operasyonların ardından Tahran yönetimi misilleme sürecini devreye aldı. İran kaynakları, yanıtın ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlıklarına yönelik olduğunu duyurdu. Bu kapsamda balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla Körfez bölgesindeki Amerikan üsleri hedef alındı. Birleşik Arap Emirlikleri’nde yer alan Al Dhafra Hava Üssü, ABD’ye ait askeri unsurların bulunduğu noktalar arasında öne çıktı.

İran tarafından yapılan değerlendirmelerde, BAE’nin ABD’nin en yakın bölgesel ortaklarından biri olması ve askeri lojistik destek sağlaması gerekçe olarak gösterildi. Saldırılar sırasında bazı füze ve İHA’ların Dubai ve Abu Dabi yerleşim alanlarına isabet ettiği, bazılarının ise hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği açıklandı. İran cephesi, sivil hedeflerin doğrudan amaçlanmadığını, ancak yoğun füze trafiği ve savunma müdahaleleri nedeniyle sapmalar yaşandığını belirtti.

BAE Savunma Bakanlığı, yaşananları ülkeye yönelik açık saldırı olarak nitelendirdi ve hava savunma unsurlarının devreye sokulduğunu duyurdu. Dubai’de Palm Jumeirah çevresinde yapı hasarları ve yangınlar meydana gelirken, Abu Dabi’de can kaybı ve yaralanmalar yaşandığı bildirildi. Güvenlik gerekçesiyle hava sahası kısıtlamaları uygulamaya alındı, Dubai havalimanlarında uçuşlar geçici olarak durduruldu.

İran’ın açıklamalarında, misillemenin yalnızca İsrail’le sınırlı olmadığı, ABD’nin bölgedeki tüm askeri varlıklarının meşru hedef olarak görüldüğü vurgulandı. Bu yaklaşım, Körfez’de ABD ile askeri iş birliği yapan ülkelerin de İran’ın güvenlik değerlendirmesinde risk alanı içine girdiğini ortaya koydu. Uzmanlar, karşılıklı füze ve hava saldırılarının sürmesi halinde gerilimin bölgesel ölçekte daha geniş bir alana yayılabileceğine dikkat çekiyor.