Ortadoğu’da tansiyonun her geçen gün daha da yükseldiği bir dönemde, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik stratejik planlarına dair dikkat çeken bir analiz gündeme geldi. Amerikan basınında yer alan değerlendirmeler, özellikle İran’da rejimi zayıflatmaya yönelik hazırlanan planların beklenen etkiyi oluşturmadığını ortaya koydu. İsrail’in istihbarat desteğiyle şekillenen ve ABD yönetiminin de destek verdiği bu planın, sahadaki gerçekliklerle örtüşmediği ifade edildi. İran’da iç karışıklık çıkararak yönetimi zayıflatma hedefiyle yola çıkıldığı ancak bu beklentinin karşılık bulmadığı belirtilirken, planın temelden hatalı olduğu yönünde çarpıcı yorumlar yapıldı. Gelişmeler, bölgedeki dengeleri yeniden tartışmaya açarken, uluslararası kamuoyunun da dikkatini bu stratejik başarısızlığa çevirdi.

Mossad’ın İran’da İsyan Planı Beklenen Etkiyi Yaratmadı

Amerikan New York Times gazetesinin analizine göre, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad tarafından hazırlanan plan, İran’da geniş çaplı bir ayaklanma başlatmayı hedefliyordu. Mossad Başkanı David Barnea’nın, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya sunduğu bu plan kapsamında, savaşın ilk günlerinde İranlı muhaliflerin harekete geçirileceği öngörüldü. Hatta bu sürecin domino etkisi oluşturarak İran yönetimini zayıflatabileceği ifade edildi.

Planın en dikkat çekici unsurlarından biri ise İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in hedef alınması ve ardından rejim karşıtı hareketlerin güçlendirilmesiydi. Netanyahu’nun bu planı ABD Başkanı Donald Trump’ı ikna etmek için kullandığı belirtilirken, Washington yönetiminin de bu senaryoya başlangıçta olumlu yaklaştığı aktarıldı. Ancak sahadaki gelişmeler, bu öngörülerin gerçekleşmediğini ortaya koydu.

ABD Ve İsrail İstihbaratı Planın Gerçekçi Olmadığını Kabul Etti

Analizde yer alan bilgilere göre, bazı üst düzey ABD’li istihbarat yetkilileri planın uygulanabilirliği konusunda başından itibaren şüphe taşıyordu. Özellikle İran’a yönelik saldırıların sürdüğü bir ortamda halkın sokaklara çıkarak yönetimi protesto etmeyeceği yönündeki değerlendirmeler dikkat çekti.

Savaşın ilerleyen haftalarında yapılan değerlendirmelerde ise İran yönetiminin zayıfladığı ancak hâlâ kontrolü elinde tuttuğu sonucuna varıldı. Çok sayıda ABD’li ve İsrailli yetkiliyle yapılan görüşmeler, İran’da geniş çaplı bir isyan çıkacağına dair beklentinin “temel bir yanılgı” olduğunu ortaya koydu.

Öte yandan Mossad’ın Kürt grupları kullanma fikri de ABD tarafında destek bulmadı. Amerikan yetkililerin bu stratejiden geri adım attığı ve bunun iki ülke arasında görüş ayrılıklarına yol açtığı belirtildi. Ayrıca Türkiye’nin de bu tür girişimlere karşı ABD’yi diplomatik kanallar üzerinden uyardığı ifade edildi.