İsrail, 13 Haziran'da İran’ın farklı şehirlerinde eş zamanlı olarak geniş kapsamlı bir askeri operasyon başlattı. Bu saldırılarda nükleer tesislerin yanı sıra İran ordusunun üst düzey komuta kademesi ve çeşitli şehirlerdeki yerleşim alanları hedef alındı. İran kaynaklarına göre saldırılarda 9 nükleer bilim insanı, üst rütbeli askeri yetkililer ve 78 sivil yaşamını yitirdi. İsrail'in bu operasyonu, uluslararası alanda dikkat çeken 'Yükselen Aslan Operasyonu' adıyla anılıyor.
İran, bu saldırılara karşılık olarak balistik füzelerle misilleme yaptı. İran kaynakları, bu saldırılarda İsrail’de 3 kişinin öldüğünü ve 172 kişinin yaralandığını açıkladı.
Operasyonun Arka Planında Ne Var?
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan, AHaber canlı yayınında, operasyonun yalnızca askeri değil aynı zamanda sembolik ve ideolojik mesajlar içerdiğini belirtti. “Yükselen Aslan” ifadesinin hem Tevrat’tan gelen teolojik bir göndermeye, hem de İran’ın Pehlevi dönemindeki ulusal sembollerine atıf olduğunu söyledi. Özcan’a göre, bu sembolik dil aynı zamanda İran halkına yönelik bir mesaj taşıyor.
Netanyahu’dan Dikkat Çeken Açıklama
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada operasyonun iki yönlü olduğunu belirtti: “İsrail’in güvenliğini sağlarken, İran halkına da özgürlüğün yolunu açma hedefi güdüyoruz.” Netanyahu’nun bu açıklamaları, İsrail'in yalnızca askeri değil, aynı zamanda rejim değişikliği hedefi taşıdığı yönündeki iddiaları da gündeme taşıdı.
ABD merkezli medya kuruluşları, “Yükselen Aslan” ifadesinin 1979 öncesi rejimi ve sembolleri canlandırmaya yönelik bir strateji olabileceğini yazdı. Özellikle CNN’in analizine göre bu operasyon, İran halkına yönelik açık bir çağrı niteliği taşıyor.
İran’dan Üç Ülkeye Uyarı
Saldırının ardından İran, bazı ülkeleri İsrail’e lojistik veya istihbarat desteği sağladıkları gerekçesiyle uyardı. Bölgede tansiyonun yükselmesine neden olan bu gelişmeler, uluslararası diplomasiyi de hareketlendirdi.
