Hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizması olarak çalışan bağışıklık sistemi, yalnızca genetik yapıyla şekillenmiyor. Beslenme düzeninden uykuya, stresten fiziksel aktiviteye kadar günlük hayattaki pek çok etken bağışıklık sisteminin işleyişiyle yakından ilişkili. İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk, bağışıklık sisteminin bakteri, virüs, mantar ve parazit gibi hastalık yapabilen mikroorganizmalara karşı vücudun savunmasında görev aldığını belirtiyor. Bağışıklık sistemi kemik iliği, lenf bezleri, dalak, timüs bezi ile solunum ve sindirim sisteminde bulunan farklı dokuların birlikte çalışmasıyla görevini yerine getiriyor. Prof. Dr. Erk’e göre beslenme alışkanlıkları, fiziksel hareket, sigara ve alkol kullanımı, stres, moral ve kişinin çevresel şartları bağışıklık sistemi üzerinde etkili olabiliyor. Vitamin ve mineral ihtiyacının yeterli ve dengeli beslenmeyle karşılanması da vücudun normal işleyişinin sürdürülmesinde önem taşıyor. Bağırsakların bağışıklık sistemiyle yakın ilişkisi nedeniyle sindirim sisteminin sağlığı da değerlendirilmesi gereken noktalar arasında bulunuyor.

Bağışıklık sistemi insan vücudundaki oldukça karmaşık yapılardan oluşuyor. Prof. Dr. Erk, kemik iliği, lenf bezleri, dalak ve timüs bezinin yanı sıra sindirim ve solunum sistemindeki bazı dokuların da savunma sisteminin parçaları arasında bulunduğunu ifade ediyor.

Vücudun mikroorganizmalarla karşılaşması halinde bağışıklık sistemi devreye giriyor. Ortaya çıkabilecek enfeksiyonun seyri ise mikroorganizmanın özelliklerinin yanı sıra kişinin genel sağlık durumu ve bağışıklık yanıtıyla da ilişkili olabiliyor.

Bağırsaklar İle Bağışıklık Sistemi Arasında Yakın İlişki Var

Prof. Dr. Erk, bağışıklık hücrelerinin önemli bölümünün sindirim sistemiyle ilişkili olduğunu belirtiyor. Bağırsaklarda bulunan mikroorganizmalar, mukus tabakası ve bağışıklık dokuları vücudun dışarıdan gelen etkenlere karşı oluşturduğu savunmanın parçaları arasında yer alıyor.

Beslenmenin de söz konusu sistemin işleyişindeki önemli faktörlerden biri olduğu ifade ediliyor. Sebze, meyve, yeşillik ve kuruyemiş gibi farklı besin gruplarının dengeli beslenme düzeninde yer alması vitamin, mineral, yağ asitleri ve diğer besin öğelerinin alınmasına katkı sağlıyor.

C, D ve E vitaminleri ile çinko, selenyum ve magnezyum gibi mikro besinlerin yetersizliğinin normal bağışıklık fonksiyonlarını etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Erk, sağlıklı ve dengeli beslenmenin önemine işaret ediyor.Vitamin veya mineral takviyelerinin ise herkeste bağışıklığı otomatik olarak daha güçlü hale getirdiği düşünülmemeli. Eksiklik şüphesi bulunan kişilerin gelişigüzel takviye kullanmak yerine sağlık uzmanına danışması gerekiyor.

Bağışıklık Sistemini Günlük Alışkanlıklar Da Etkiliyor

Prof. Dr. Erk’e göre beslenmenin yanında stres, fiziksel aktivite, sigara, alkol, moral ve motivasyon gibi pek çok faktör bağışıklık sistemiyle ilişkili.Sık hastalanma, enfeksiyonların seyri, yaraların iyileşme süresi ve sürekli yorgunluk gibi durumlar kişinin genel sağlık tablosuyla birlikte değerlendirilebiliyor. Söz konusu belirtilerin tek başına bağışıklık sisteminin güçlü veya zayıf olduğunu göstermeyeceğini de göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Prof. Dr. Erk, bağışıklık sistemini desteklemek için sağlıklı beslenme, temiz su ve temiz havanın günlük yaşamın temel parçaları arasında olması gerektiğini belirtiyor.Bağışıklık sistemiyle ilgili sorunlardan şüphelenen veya sık enfeksiyon geçiren kişilerin kendi kendine vitamin ve ilaç kullanmak yerine hekime başvurması, altta yatan nedenlerin değerlendirilmesi açısından önem taşıyor.