Doğum sonrası dönem, annenin hem bedensel hem de ruhsal açıdan ciddi değişikliklerle karşılaştığı hassas süreçler arasında yer alıyor. Bebeğin dünyaya gelmesiyle uyku düzeninden günlük sorumluluklara kadar hayatın pek çok noktası değişirken annenin yakın çevresinden göreceği destek daha önemli hale geliyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe de lohusalık döneminde annenin yalnız bırakılmaması gerektiğini belirterek eş ve aile desteğinin önemine dikkat çekti. Bebeğin emzirilmesi, beslenmesi, altının değiştirilmesi ve günlük bakımının öğrenilmesi sırasında annenin yanında yardımcı kişilerin bulunmasının sürece uyumu kolaylaştırabileceğini anlatan Beştepe, babanın da sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Doğum sonrası depresyon ile postpartum psikoz açısından annenin davranışlarının yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Beştepe, yoğun uykusuzluk, durdurulamayan ağlama, iştah kaybı, belirgin duygu değişimleri ve gerçek dışı düşünceler görülmesi halinde profesyonel yardım alınmasını önerdi. Postpartum psikozun daha ağır klinik tablo olduğunu ifade eden Beştepe, anne veya bebeğin güvenliğini tehdit edebilecek durumlarda hastanede tedavinin gerekli olabileceğini aktardı.

Lohusalık döneminde annenin bebeğin tüm bakımını tek başına üstlenmek zorunda kalmaması gerektiğini anlatan Beştepe, yakın çevreden gelen desteğin önem taşıdığını ifade etti. Geleneksel olarak doğumdan sonraki ilk 40 günlük dönemde anneanne, babaanne ve diğer aile üyelerinin anneye yardımcı olmasının koruyucu yön taşıyabileceğini söyledi.

Babanın sürece yakın şekilde dahil olması da önemli noktalar arasında gösterildi. Annenin eşi tarafından anlaşıldığını hissetmesi, günlük işlerde ve bebeğin bakımında destek görmesi doğum sonrası dönemin daha sağlıklı geçirilmesine katkı sağlayabilecek unsurlar arasında sıralandı.

Lohusalık Döneminde Hangi Belirtilere Dikkat Edilmeli?

Prof. Dr. Engin Emrem Beştepe, doğum sonrasında annenin davranışlarında görülen belirgin değişikliklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Yoğun uykusuzluk, sürekli ağlama, iştah kaybı ve ani duygu değişimleri takip edilmesi gereken belirtiler arasında gösterildi.

Bebeğe ilişkin olağan dışı düşünceler geliştirilmesi veya annenin gerçek dışı durumlardan söz etmeye başlaması halinde hastaneye başvurulması gerektiği ifade edildi. Doğum sonrası depresyon riskinde gebeliğin planlanma durumu, yaş, sosyoekonomik şartlar ve sosyal desteğin yeterliliği gibi farklı etkenlerin rol oynayabileceği aktarıldı.

Eş desteğinin bulunmaması ve annenin günlük sorumlulukların tamamına tek başına yetişmeye çalışması da risk üzerinde etkili olabilecek unsurlar arasında gösterildi. Yakınların annenin ruh halindeki değişiklikleri takip etmesi ve ihtiyaç halinde sağlık desteğine yönlendirmesi önerildi.

Postpartum Psikozda Acil Yardım Gerekebilir

Postpartum psikozun doğum sonrası depresyondan farklı ve daha ağır klinik tablo olduğunu anlatan Beştepe, söz konusu durumda kişinin gerçeklikle bağında ciddi bozulmalar görülebileceğini ifade etti. Gerçekte bulunmayan görüntüler görme veya sesler duyma gibi belirtilerin ortaya çıkabileceğini söyledi.

Annenin kendisine ya da bebeğine zarar verme düşüncelerinin bulunması halinde durumun acil şekilde değerlendirilmesi gerekiyor. Beştepe, postpartum psikoz halinde hastanede yatarak tedavi gerekebileceğini, güvenliğin sağlanması amacıyla anne ile bebeğin geçici süreyle ayrılmasının da gündeme gelebileceğini aktardı.

Halk arasında “al basması” veya “al karası” şeklinde bilinen inanışlara da değinen Beştepe, lohusa kadınların yalnız bırakılmamasına yönelik geleneksel yaklaşımın ruhsal değişikliklerin yakınlar tarafından erken fark edilmesi açısından anlam taşıdığını söyledi.