Türkiye’nin milli muharip uçak projesi KAAN, savunma sanayisinde yeni bir dönemi başlatmak üzere ilerlemeye devam ediyor. Yerli imkanlarla geliştirilen beşinci nesil savaş uçağı KAAN, hem teknolojik özellikleri hem de ihracat başarılarıyla dünya basınının dikkatini çekiyor. ABD, Rusya ve Çin’in ardından bu alanda adını duyurmayı başaran Türkiye, KAAN projesiyle savunma alanında stratejik bir sıçrama yapmayı hedefliyor.
ABD merkezli National Security Journal tarafından yapılan analizde, KAAN’ın özellikle yerli motor üretimi hedefiyle fark yarattığına dikkat çekildi. Türkiye’nin F-35’e güçlü bir alternatif oluşturduğunun altı çizilirken, KAAN’ın sadece bir teknoloji projesi değil, aynı zamanda küresel bir ihracat hamlesi olduğuna vurgu yapıldı. Endonezya ile imzalanan 48 uçaklık anlaşma ise bu alandaki ilk büyük adım oldu.
KAAN, Yerli Motorla Uçacak: TF35000 ve APU60 Çalışmaları Sürüyor
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından yapılan açıklamalara göre, KAAN için geliştirilen 35 bin pound itiş gücüne sahip TF35000 motoru ve yardımcı güç ünitesi APU60 üzerinde çalışmalar planlandığı şekilde devam ediyor. Hedef, KAAN’ı hiçbir yabancı ülkeye bağımlı olmadan tamamen yerli motorla uçurmak. Halihazırda kullanılan ABD menşeli General Electric F110 motorları geçici olarak projeye entegre edilmiş durumda.
Uzmanlara göre, bu motor geçişi Türkiye için ciddi bir sınav. Ancak daha önce İHA, SİHA ve kara aracı projelerinde gösterilen yerli üretim başarıları, KAAN’da da bu hedefin ulaşılabilir olduğunu gösteriyor. Yerli motor dışında, üretim kapasitesinin artırılması da bir diğer önemli hedef. TUSAŞ, şu an ayda bir Hürjet üretimi yaparken, KAAN’da bu rakamın 2028 sonrası için ayda iki uçağa çıkması planlanıyor.
F-35'e Alternatif: Ankara’nın Teknolojik Egemenlik Stratejisi
National Security Journal, Türkiye’nin KAAN projesiyle “teknolojik egemenlik” stratejisini açıkça ortaya koyduğunu vurguluyor. Türkiye’nin bir yandan geçici olarak F-16 modernizasyonu ve Eurofighter Typhoon gibi ara çözümlerle filosunu güçlendirdiği; diğer yandan KAAN'ı 2028 itibarıyla aktif hizmete almayı hedeflediği belirtiliyor. Analizde, 21 Şubat 2024'te gerçekleşen ilk uçuş, sistemsel olgunluk açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendirildi.
KAAN’ın sahip olduğu düşük radar izi, süper seyir kabiliyeti, çift motorlu tasarımı ve yerli aviyonik sistemleriyle, pazardaki diğer beşinci nesil savaş uçaklarına ciddi bir rakip olacağı vurgulandı. Projenin sadece Türkiye için değil, gelişmekte olan ülkeler için de cazip bir alternatif oluşturabileceği belirtiliyor.
