İltica, Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde ise Arapça kökenli bir kelime olarak geçer ve anlamı "sığınma" olarak açıklanmıştır. İltica, bu açıdan bir eylemin adı olarak kullanılır ve genellikle acil ve hayati bir durumu ifade etmek için tercih edilir.

İltica etmek ise, iltica eyleminin "mastar" hali olarak kabul edilir ve "sığınmak" anlamına gelir. Bu eylem, kişinin iltica talebinde bulunduğu ülkeye başvurması anlamına gelir. Ancak, bu talep, belirli kriterlere ve kanıtlara dayandırılmalıdır. Kişi, kendi vatanında yaşamını sürdürebileceği kanıtlanamayan bir tehlike altındaysa ve bu durumu ispatlayabiliyorsa, iltica talebi kabul edilebilir.

Örnek cümlelerle kullanımı:

İbrahim Efendi, artık kendi öz vatanında yaşayamayacağını anlayarak, Almanya'ya iltica talebinde bulundu.
Olimpiyat şampiyonu sporcuların iltica talepleri hemen kabul ediliyor.
Ülkemde ne kadar zor şartlar altında yaşasam da başka bir ülkeye iltica edemem.
İltica etmek kelimesi, sıralı bir kelime olduğu için, cümle içinde büyük harfle başlamaz ve özelden çok genel bir kullanım alanına sahiptir. Örneğin:

Artık başka bir ülkeye iltica etmek şart oldu.
Amerika'ya iltica etmek için gerekli şartları taşıdığından emin misin?
İltica, insanların yaşadıkları yerlerdeki güvensizlik ve tehlikeli durumlardan kaçarak daha güvenli bölgelere sığınma hakkını temsil eder. Bu, uluslararası hukukun önemli bir parçasıdır ve dünya genelinde insan haklarının korunması açısından büyük bir öneme sahiptir.