İstanbul’un merkezi tramvay hatlarında yaşanan kazalar dikkat çekiyor. Özellikle T1 Kabataş-Bağcılar ve T4 Topkapı-Bağcılar hatlarında son bir yılda artan çarpma ve sıkışma vakaları, hem yaya hem de vatman güvenliği açısından önemli bir sorun haline geldi. Kazaların birçoğunun aynı noktalarda meydana gelmesi, şehir içi ulaşımda yapısal ve teknolojik önlemlerin ne derece yeterli olduğunu da sorgulatıyor.
Son yaşanan kazalarda yaralanmaların yanı sıra hayatını kaybeden vatandaşlar da oldu. Uzmanlar, bu sorunun yalnızca bireysel dikkatle çözülemeyeceğini, teknolojik müdahale sistemlerinin artık zorunlu hale gelmesi gerektiğini vurguluyor.
Aynı Hatlarda Tekrarlanan Kazalar
Çemberlitaş, Tophane, Haseki, Çapa ve Laleli duraklarında meydana gelen kazalarda yayaların kırmızı ışıkta karşıya geçmeye çalıştığı ya da ray hattına aniden çıktığı görüldü. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntüler, sürücüler için manevra şansının oldukça kısıtlı olduğunu ortaya koydu.
Örneğin; 22 Nisan’da Haseki Durağı’nda 53 yaşındaki bir vatandaşın yaşamını yitirmesi, Eylül ayında Tophane’de bir kişinin tramvayla bariyer arasında sıkışarak yaralanması ve Çemberlitaş’ta bir yayaya çarpılması, hat boyunca yayaların geçitleri kullanmaması durumunun büyük risk oluşturduğunu gösteriyor.
Uzmanlardan Çözüm Önerisi: Teknoloji ve Fiziki Önlem Şart
İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, kazaların önüne geçmek için teknolojik sistemlerin devreye alınması gerektiğini söyledi. Radar, kamera ve otomatik fren sistemlerinin tramvaylarda yer alması gerektiğini belirten Ilıcalı, mevcut hatlarda bu teknolojilerin eksik olduğunu ve yeni nesil yapay zekâ destekli güvenlik sistemlerinin devreye girmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, Avrupa’daki örneklere dikkat çeken Ilıcalı, tramvay yollarına estetik ve işlevsel fiziki bariyerler yerleştirilmesi gerektiğini, bu yapıların hem geçişleri sınırlayarak güvenliği artıracağını hem de şehir estetiğini bozmayacağını dile getirdi. Ilıcalı, İstanbul gibi yoğun nüfuslu şehirlerde bu tarz önlemlerin artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunun altını çizdi.
