Nepal’de ne oldu, Himalayalar’daki kaya ve buz hareketi nasıl dakikalar içinde büyük çaplı sele dönüştü? Nepal ile Tibet sınırında meydana gelen olayın ilk aşamada klasik deprem gibi algılandığı ancak uzman değerlendirmelerinde dev kaya-buz kütlesinin hareketiyle oluşan şokun öne çıktığı belirtiliyor. Yüksek dağlık alandan kopan tonlarca kaya ve buz, vadiye doğru hızla sürüklenirken önüne toprak, su ve farklı malzemeleri de kattı. Süreç kısa süre içinde kaya çığına, ardından moloz akışına ve sele dönüştü. Yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği felaket sonrası gözler iklim değişikliğiyle bağlantılı yüksek dağ risklerine çevrildi. Peki olay nasıl başladı, su nasıl devreye girdi ve benzer riskler başka ülkelerde de görülebilir mi?
Kaya Ve Buz Kütlesi Vadiye Nasıl İndi?
Uzmanlara göre olayın merkezinde, Himalayalar’daki yüksek rakımlı alandan kopan büyük kaya ve buz kütlesi bulunuyor. Uydu görüntülerinde, üzerindeki buzla birlikte hareket eden kaya kütlesinin binlerce fit aşağıdaki vadi tabanına ulaştığı görülüyor.
İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm’ün değerlendirmesine göre kaya-buz kütlesi vadiye girdikten sonra kuru sıvılaşma etkisiyle kaya çığına dönüştü. Hareket eden malzeme akarsu yatağını kısa süreliğine kapatarak geçici göllenmeye neden oldu.
Bu doğal setin yıkılmasıyla birlikte önce yoğun moloz akışı oluştu, ardından büyük miktarda suyun devreye girmesiyle sel meydana geldi. Dar vadi yapısı da hareket eden kütlenin hız kazanmasına ve yıkıcı etkinin büyümesine neden oldu.
Uydu verilerine ilişkin değerlendirmelerde felaket öncesinde bölgede geniş buzul alanı bulunduğu, olayın ardından bu alanın önemli bölümünün ortadan kalktığı ve vadinin buz, çamur ve kaya parçalarıyla kaplandığı aktarıldı.
Felaketin Nedeni Ne, Türkiye İçin Benzer Risk Var Mı?
Felaketin kesin tetikleyicisi henüz netleşmiş değil. Bilim insanlarının üzerinde durduğu ihtimaller arasında yüksek sıcaklıklar nedeniyle hızlanan kar ve buz erimesi bulunuyor. Eriyen suyun buzul çatlaklarından aşağı sızarak zeminde kaygan tabaka oluşturmasının kütlenin kopmasını kolaylaştırmış olabileceği değerlendiriliyor.
Geri çekilen buzulların geride bıraktığı ve zamanla çözülen “ölü buz” kütleleri de risk unsurları arasında gösteriliyor. Bu parçaların erimesi vadilerde ilave su ve gevşek malzeme oluşturabiliyor. Yükselen sıcaklıkların donmuş dağ zeminini zayıflatması da kaya düşmesi, heyelan ve çamur akışı ihtimalini artırabiliyor.
Nepal’de yaşanan felaket, yüksek dağlık alanlara sahip ülkelerde benzer zincirleme afetlerin yeniden değerlendirilmesine neden oldu. Türkiye açısından da yüksek rakımlı, dik eğimli ve yoğun kar-buz birikiminin görüldüğü dağlık bölgelerde kaya düşmesi, heyelan, ani sel ve moloz akışı gibi süreçlerin birlikte ele alınması gerektiği belirtiliyor. Nepal’deki olayın Türkiye’de aynı ölçekte yaşanacağına ilişkin kaynakta doğrudan veri bulunmuyor ancak benzer jeomorfolojik süreçlerin risk analizi açısından takip edilmesi gerektiği ifade ediliyor.
