İstanbul'da yapılacak yerel seçimlere ilişkin DEM Partisi'nin alacağı oy oranı üzerine ortaya atılan iddialara, iktidara yakınlığıyla bilinen gazeteci Cem Küçük'ten yanıt geldi.

İktidara yakın bir isim olan Rasim Ozan Kütahyalı, DEM Partisi'nin İstanbul'da alacağı oy oranının terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın tecridinin kalkması, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala'nın serbest bırakılması gibi sonuçlara yol açacağı iddiasında bulunmuştu. Ancak Cem Küçük, bu iddiaların gerçeklikten uzak olduğunu belirtiyor.

Cem Küçük’ten PKK Mücadelesine Devlete Destek

Cem Küçük, iddiayı çürüterek DEM Partisi'nin seçimlerde elde edeceği sonuçların devletin kararlılığını değiştirmeyeceğini vurguluyor. Hangi parti kazanırsa kazansın, devletin PKK ile mücadelede kararlılığını sürdüreceğini ifade ediyor.

DEM Partisi'nin iddia ettiği sonuçların gerçeklikten uzak olduğunu belirten Küçük, Selahattin Demirtaş'ın salıverilmesi gibi bir durumun iç siyasi tercihlerle değil, hukuki süreçlerle belirleneceğini dile getiriyor. Ayrıca Abdullah Öcalan'ın tecridinin kalkması gibi bir durumun da sadece hukuki mekanizmalarla mümkün olabileceğini vurguluyor.

Seçim Öncesi Artan Spekülasyonlar 

Cem Küçük, devletin kararlı tavrını vurgularken, seçim sonuçlarına bakılmaksızın PKK ile bağlantılı herhangi bir belediyeye kayyum atanacağını belirtiyor. Bu durumu sorgulayanların ise Türk devletini anlamadığını ifade ediyor.

Seçimlerin önemine dikkat çeken Küçük, özellikle 2023 seçimlerinde muhalefetin yaşadığı hüsranı hatırlatıyor. DEM Partisi'nin asıl etkisinin geçmişte olduğunu ve bugünün siyasi sahnesinde belirleyici olmadığını savunuyor.

Rasim Ozan Kütahyalı'nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik paylaştığı yeni mesaj ise devletin kararlılığını vurgulayan bir tehdit içeriyor. Ancak Cem Küçük, bu tür tehditlerin siyasi mücadeleyi zedeleyeceğini ve demokratik süreci zayıflatacağını öne sürüyor.

Cem Küçük, Rasim Ozan Kütahyalı'nın iddialarına karşı Türk devletinin kararlılığını ve demokratik süreçlerin işleyişini vurguluyor. Siyasi mücadelenin şeffaf ve demokratik kurallar içinde yapılması gerektiğini ifade ederken, tehditlerin ve gerçek dışı senaryoların demokrasiye zarar vereceğini dile getiriyor.