Suriye’nin kuzeyinde son günlerde yaşanan gelişmeler, sahadaki güç dengelerinin hızla değiştiğini ortaya koydu. Terör örgütü SDG’nin Irak ve Kandil hattıyla olan bağlantısının kesilmesi, bölgedeki askeri ve siyasi süreci farklı bir noktaya taşıdı. Yarubiye Sınır Kapısı’nın kontrol altına alınmasıyla birlikte, örgütün lojistik ve insan kaynağına erişim yolları büyük ölçüde kapandı. Bu gelişme, Suriye sahasında uzun süredir devam eden yapıların çözülme sürecini hızlandırdı. Aynı süreçte ABD tarafından verilen mesajlar, SDG’ye yönelik desteğin sona erdiğini net şekilde ortaya koydu. Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği güvenlik hassasiyetleri sahadaki adımlarla karşılık bulurken, bölgede yeni bir denklemin oluştuğu görülüyor. A Haber canlı yayınında paylaşılan bilgiler, yaşanan bu dönüşümün sadece askeri değil, diplomatik ve toplumsal boyutlarıyla da dikkat çektiğini gösterdi.
SDG’nin Kandil Ve Irak Hattı Kesildi
Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu, A Haber ekranlarında yaptığı değerlendirmede, Yarubiye Sınır Kapısı’nın kontrol altına alınmasının sahadaki en kritik adımlardan biri olduğunu ifade etti. Bu hamleyle birlikte SDG’nin Irak ve Kandil üzerinden sağladığı bağlantıların tamamen koptuğu belirtildi. Kobani ile Haseke arasındaki hattın da fiilen devre dışı kaldığı vurgulanırken, örgütün hareket alanının ciddi biçimde daraldığı aktarıldı. Süleyman Şah Türbesi çevresinde sağlanan kontrol ve Karakozak Köprüsü üzerindeki güvenlik önlemleriyle, bölgede askeri üstünlüğün yeni bir aşamaya geçtiği kaydedildi.
Canlı yayında aktarılan bilgilere göre ABD, Suriye sahasında SDG ile yürütülen sürecin sona erdiğini açık şekilde ortaya koydu. DEAŞ hapishanelerinin Şam yönetimine devredilmesi yönündeki adımların hız kazandığı, bu durumun sahadaki dengeleri doğrudan etkilediği ifade edildi. Şam yönetiminin SDG’ye yönelik entegrasyon teklifleri de gündeme gelirken, bu tekliflerin kabul görmemesiyle birlikte gerginliğin arttığı aktarıldı. Öte yandan Arap aşiretlerinin sahadan çekilmesiyle SDG’nin insan kaynağında ciddi bir çözülme yaşandığı belirtildi. Türkiye’nin süreç boyunca bölgesel dengeleri gözeterek hareket ettiği ve farklı toplumsal gruplar arasında yeni gerilimlerin oluşmaması için sahayı yakından takip ettiği vurgulandı.
