Suriye'nin güneyindeki Süveyda kentinde Bedevi Arap aşiretleri ile Dürzi silahlı gruplar arasında yaşanan çatışmalar büyüyerek iç savaşı andıran bir düzeye ulaştı. Bölgedeki gelişmeler, hem Suriye’nin iç güvenlik dengelerini hem de uluslararası aktörlerin pozisyonunu etkileyen boyutlara ulaştı. Edinilen bilgilere göre, Doğu Suriye, Halep ve çevresinden 50 binin üzerinde silahlı aşiret mensubu, Süveyda’ya giriş yaptı. Çatışmaların Süveyda’nın batısında yoğunlaştığı bildirildi.
Arap aşiretleri, Dürzilerle süren çatışmalarda destek vermek üzere genel seferberlik ilan etti. Söz konusu çağrı, Bedevi topluluklara yönelik "soykırım" ve "zorla yerinden etme" iddialarına dayandırıldı. Seferberlik açıklamasında, bölgede yaşanan şiddet olaylarının sivil halkı göçe zorladığı, ciddi insani sorunlara yol açtığı ve hükümetin bu konuda pasif kaldığı ileri sürüldü.
Süveyda’nın batı girişinde, Dürzi gruplar ile aşiret savaşçıları arasında çatışmalar devam ederken, Suriye güvenlik güçlerinin kentin dışında konuşlandığı ve emir beklediği bildirildi. Ancak, Suriye İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik birimlerinin bölgeye giriş yaptığı yönündeki haberler resmi kanallarca yalanlandı.
Çatışmalara katılan aşiret sayısının 41’i aştığı, ayrıca bölgeye yönelik sevkiyatların devam ettiği belirtildi. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, yaşananlara dair yaptığı açıklamada, "Kan gölü ve şiddet durmalı. Uluslararası hukuk temelinde tüm insanların korunması en temel öncelik olmalı" ifadelerini kullandı.
Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, İsrail tarafının da bölgeye yönelik sınırlı müdahaleye onay verdiği iddia edildi. İsrail basınına yansıyan haberlere göre Tel Aviv, Süveyda’da yaşanan istikrarsızlık nedeniyle Suriye güvenlik güçlerinin geçici süreyle bölgeye girmesine onay verdi. Söz konusu müdahalenin 48 saat ile sınırlı olacağı belirtilirken, İsrail daha önce de aynı bölgede Suriye ordusuna ait hedeflere yönelik hava saldırıları gerçekleştirmişti.
Süveyda’da son bir haftadır devam eden çatışmalar sonucunda 600’ün üzerinde kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Bölgedeki elektrik hatlarının tahrip edilmesi nedeniyle su temininde ciddi sıkıntılar yaşanırken, sağlık kuruluşları hizmet veremez hale geldi. Un bulunamaması, fırınların kapanması ve marketlerin çalışmaması, bölge halkının temel gıda ihtiyaçlarına ulaşmasını engelliyor.
Bölgede daha önce sağlanan geçici ateşkesler de kısa sürede bozuldu. İsrail’in 16 Temmuz’da Şam’daki Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi, Genelkurmay Başkanlığı ve Savunma Bakanlığı gibi stratejik noktalara yönelik düzenlediği hava saldırıları, tansiyonun daha da yükselmesine neden oldu. Yerel Dürzi grupların, hükümetle sağlanan anlaşmaya rağmen bazı bölgelerde Bedevi halkı zorla yerinden etmeye çalıştığı belirtiliyor. Bu adımlar, çatışmaları yeniden başlatırken, devlet güçlerinin doğrudan müdahalede bulunmaması dikkat çekti.
Suriye’nin güneyinde yaşanan bu gelişmeler, yalnızca yerel aşiret dengelerini değil, aynı zamanda uluslararası diplomatik ve askeri dengeleri de etkileyebilecek potansiyele sahip. Süveyda’daki krizin nasıl şekilleneceği, hem Suriye iç siyaseti hem de komşu ülkelerin güvenlik politikaları açısından kritik önem taşıyor.
