Türkiye, savunma alanında uluslararası gündemi sarsacak yeni bir adıma hazırlanıyor. Eurofighter Typhoon savaş uçaklarının temin edilmesine yönelik yaklaşık 5.6 milyar dolarlık anlaşma sürecinin tamamlanmak üzere olduğu bildirildi. Almanya’nın uzun süredir sergilediği çekimser tavrı son dönemde yumuşatmasıyla birlikte, süreç yeniden hız kazandı. İngiltere, İtalya ve İspanya'nın ortak üreticisi olduğu Eurofighter için Türkiye'nin talebi doğrultusunda olumlu bir iklim oluştuğu ifade ediliyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in İngiltere Başbakanı Keir Starmer ile yaptığı görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Henüz nihai karar verilmiş değil ancak iyi bir anlaşmaya doğru ilerliyoruz” demesi dikkat çekti.

Anlaşmanın önümüzdeki günlerde İstanbul’da düzenlenecek olan Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF) kapsamında kamuoyuna duyurulması bekleniyor. ABD merkezli Wall Street Journal’ın haberine göre, Türkiye’nin bu adımı sadece savunma kabiliyetini artırmakla kalmayacak; aynı zamanda bölgesel hava dengelerini de yeniden şekillendirecek. Özellikle İsrail basınında, bu gelişmeye geniş yer verildi. Maariv gazetesi, "Yunanistan’ın bölgesel hava üstünlüğü planları çöktü" ifadesiyle Ankara'nın stratejik hamlesini yorumlarken, Kanal 14 ise üretim hattında yoğunluk yaşanabileceğine dikkat çekti.

Türkiye, halihazırda F-16 filosunun modernizasyonu ve yerli savaş uçağı KAAN projesiyle hava gücünü güçlendirme yönünde önemli adımlar atarken, Eurofighter Typhoon anlaşması bu stratejik sürecin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor. Hükümet kaynaklarından edinilen bilgilere göre Ankara’nın hedefi sadece uçak alımı değil; teknoloji transferi, bakım altyapılarının ortak kurulması ve Avrupa ile daha entegre bir savunma iş birliği yapısının inşa edilmesi.

Eurofighter Typhoon’un teknik özellikleri de dikkat çekiyor. Yüksek irtifada saatte 2.495 kilometre hıza ulaşabilen uçak, hava-hava ve hava-yer görevlerinde çok rollü kabiliyetiyle öne çıkıyor. Uçak, gelişmiş elektronik harp sistemleri, çevik yapısı ve yüksek manevra kabiliyetiyle Avrupa’nın en gelişmiş hava platformlarından biri olarak kabul ediliyor.

Uzmanlara göre, bu hamle Türkiye’nin NATO içindeki askeri konumunu da yeniden tanımlayacak. Ayrıca teknoloji transferiyle birlikte savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azalması ve yerli üretim kapasitesinin artırılması da gündemde. Türkiye’nin 2.000 kilometre menzilli balistik füze geliştirme programı ile birlikte ele alındığında, bu gelişmenin çok daha büyük bir stratejik çerçevede değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.