Ulaşım teknolojileri alanında faaliyet gösteren Uber, otonom sürüş alanında dikkat çeken yeni bir veri stratejisi üzerinde çalışıyor. Şirket, milyonlarca aktif sürücüsünü yalnızca yolcu taşıyan bir ağ olarak değil, aynı zamanda gerçek dünya verisi toplayan geniş ölçekli bir sensör ağına dönüştürmeyi hedefliyor. Plan kapsamında sürücü araçlarına yerleştirilecek sensör kitleri aracılığıyla toplanan veriler, otonom sürüş sistemlerinin eğitilmesinde kullanılacak. Uber Teknolojiden Sorumlu Başkanı Praveen Neppalli Naga, bu yaklaşımın AV Labs programının bir uzantısı olduğunu açıkladı.
Gerçek Dünya Verisi Otonom Sürüşün Anahtarı
Uber halihazırda AV Labs kapsamında kendi işlettiği sensör donanımlı küçük bir filo ile veri topluyor. Şirketin uzun vadeli hedefi ise bu yapıyı küresel sürücü ağına yaymak. Naga’ya göre otonom araç geliştirmede temel teknoloji kadar veri de kritik önem taşıyor. Farklı şehirler, yol koşulları ve trafik senaryoları, otonom sistemlerin gelişiminde belirleyici rol oynuyor.
Uber, dünya genelindeki sürücü ağını kullanarak belirli bölgelerden yoğun veri akışı sağlayabilecek bir altyapı oluşturmayı planlıyor. Bu sistem yalnızca otonom araçlara değil, fiziksel dünya verisiyle eğitilen diğer yapay zeka modellerine de katkı sunabilir.
AV Cloud Ve Shadow Mode Testleri
Uber’in şu anda 25 otonom araç şirketiyle ortaklığı bulunuyor. Bu iş birlikleri kapsamında AV Cloud adı verilen bir veri kütüphanesi oluşturuluyor. Partner şirketler, etiketlenmiş sensör verilerini kullanarak otonom sürüş modellerini eğitebiliyor.
Eğitilen modeller, gerçek Uber yolculukları üzerinde shadow mode adı verilen simülasyon yöntemiyle test edilebiliyor. Bu sayede araç fiziksel olarak yola çıkmadan, gerçek trafik verisi üzerinden performans ölçümü yapılabiliyor.
Uber daha önce kendi otonom araç geliştirme çalışmalarından çekilmişti. Yeni strateji, şirketi araç üreticisi konumuna getirmeden otonom ekosistemin veri katmanında önemli bir oyuncu haline getiriyor. Sensör kitlerinin teknik yapısı ve veri paylaşım kuralları netleştirilmeden uygulamaya geçilmeyecek.
Waymo gibi şirketler kendi filolarıyla veri toplarken, Uber’in küresel sürücü ağı ölçek açısından farklı bir avantaj sunuyor. Gerekli teknik ve hukuki hazırlıkların tamamlanması halinde bu yapı, otonom sürüş teknolojilerinin gelişiminde önemli bir rol oynayabilir.
