Türk sinemasının unutulmuş figürlerinden biri olan Adem Taşay, hem ringlerde hem de beyaz perdede gösterdiği performanslarla sessiz ama güçlü bir iz bıraktı. Ancak onu asıl gündeme taşıyan, oyunculuk kariyerinden çok, 1997 yılında İstanbul'daki evinde şüpheli şekilde ölü bulunması oldu. Aradan geçen 28 yıla rağmen, Taşay’ın başından vurulmuş halde bulunan bedeniyle ilgili soru işaretleri hâlâ giderilebilmiş değil. Dosya hâlâ faili meçhul.

1954 yılında Kastamonu’nun Çatalzeytin ilçesine bağlı Karacakaya köyünde doğan Adem Taşay, gençlik yıllarında boks sporuyla ilgilendi. Türkiye çapında çeşitli dereceler elde ettikten sonra spor kariyerini sinemaya taşıdı. Dönemin yapımcıları için fiziksel duruşu ve ring tecrübesi, onu aksiyon ve komedi türündeki yapımlar için ideal bir figür haline getirdi. Böylece Yeşilçam'a adım attı.

Taşay, 1980’li ve 1990’lı yıllarda başta Kemal Sunal olmak üzere dönemin önemli oyuncularıyla aynı setlerde çalıştı. “Kılıbık” filminde antrenörü, “Kiracı”da Metin karakterini, “Yedi Bela Hüsnü”de ise gazinoda dayak yiyen tekne kaptanı Apo’yu canlandırdı. "Garip", "Tarzan Rıfkı", "Japon İşi", "Aptal Şampiyon" ve "En Büyük Şaban" gibi filmlerle seyirci karşısına çıktı. Rolleri küçük olsa da izleyici belleğinde silinmez bir yer edindi.

24 Ocak 1997 tarihinde Bayrampaşa’daki evinde başına tek kurşun isabet etmiş şekilde ölü bulunan Adem Taşay’ın ölümüne dair resmi bir açıklama yapılsa da olayla ilgili cinayet mi, intihar mı sorusu net olarak yanıtlanamadı. Polis kayıtlarında olay, çelişkili ifadeler ve eksik delillerle sonuçsuz kaldı. Ne bir şüpheli yargı önüne çıkarıldı, ne de olayın ardındaki motivasyon ortaya konabildi. Bu nedenle dosya uzun yıllardır kamuoyunun belleğinde cevapsız bir dosya olarak duruyor.

Taşay’ın ölümü, Yeşilçam’ın arka planda kalmış emekçilerine dair güvenlik ve sosyal destek eksikliğini de bir kez daha gündeme getirmişti. Kameraların dışında kalan bu yüzler, yıllar sonra bile hatırlanmakta ama pek çoğu sessiz bir unutuluşla gölgede kalıyor.