Kan kanserlerinin tedavisinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin romatoid artrit hastalarındaki etkisini araştıran yeni çalışmadan ilk sonuçlar geldi. Nature Medicine dergisinde 27 Ağustos’ta yayımlanan COMPARE Faz 1 çalışmasına, daha önce çok sayıda tedavi uygulanmasına rağmen hastalık aktivitesi devam eden seropozitif romatoid artrit hastaları dahil edildi. Üç kadın ve üç erkekten oluşan toplam altı hastaya, standart lenfodeplesyon işleminin ardından CD19 hedefli mivocabtagene autoleucel, kısa adıyla miv-cel tedavisi tek doz halinde uygulandı. Hastalar 36 ile 52 hafta arasında takip edildi. Araştırmada immünsüpresif tedavilerin kesilmesine rağmen altı hastanın tamamında hastalık aktivitesinde azalma kaydedildi. Son takip değerlendirmesinde DAS28-CRP skorundaki medyan düşüş yüzde 34 olarak hesaplandı. Üç hastada DAS28-CRP remisyonu ve ACR70 yanıtı elde edildi. İlk veriler CAR-T hücre tedavisinin dirençli romatoid artritte araştırılabilecek yeni seçenekler arasında yer alabileceğine işaret ederken çalışma yalnızca altı hastayı kapsıyor. Araştırmacılar mevcut sonuçların daha geniş hasta gruplarında yapılacak çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtiyor.
Üç Hastada Remisyon Elde Edildi
COMPARE Faz 1 araştırmasında kullanılan miv-cel tedavisi, CD19 pozitif B hücrelerini hedefliyor. Tedavinin ardından hastaların kan ve dokularındaki CD19 pozitif B hücrelerinde belirgin azalma tespit edildi.
Hastalıkla ilişkili otoantikor seviyelerinde de değişiklik görüldü. Altı hastanın dördünde belirli anti-sitrüline protein antikorlarına karşı serokonversiyon kaydedildi. Romatoid faktör IgM açısından aynı durum altı hastanın beşinde saptandı.
Araştırma sonuçlarında hastaların yarısında DAS28-CRP remisyonu ve ACR70 yanıtı elde edilmesi de erken etkinlik bulguları arasında yer aldı. CAR-T tedavisinin romatoid artritte standart tedavi seçeneği haline geldiğini söylemek için ise mevcut hasta sayısı yeterli değil.
Altı Hastanın Tamamında Sitokin Salınım Sendromu Görüldü
CAR-T hücre tedavilerinde takip edilen önemli risklerden sitokin salınım sendromu, araştırmaya katılan altı hastanın tamamında ortaya çıktı. Vakaların derece 1 veya 2 seviyesinde kaldığı bildirildi.
Çalışmada immün efektör hücre ilişkili nörotoksisite sendromuna, yani ICANS tablosuna rastlanmadı. Ciddi advers olay da bildirilmedi. Tek hastada doz sınırlayıcı toksisite kapsamında derece 3 karaciğer transaminaz yüksekliği görüldü. Söz konusu durum kalıcı sorun bırakmadan düzeldi.
Araştırmanın Faz 1 aşamasında olması ve yalnızca altı hastayı kapsaması nedeniyle sonuçların geniş hasta gruplarına doğrudan uygulanması mümkün değil. Elde edilen erken güvenlilik ve etkinlik verilerinin Faz 2 araştırmalarında daha kapsamlı şekilde değerlendirilmesi planlanıyor.
