Gıda alerjisi çoğu zaman yalnızca çocukluk dönemine özgü bir sağlık sorunu olarak düşünülse de uzmanlar bu görüşün doğru olmadığını belirtiyor. Araştırmalar, gıda alerjisinin her yaş grubunda ortaya çıkabildiğini ve bazı durumlarda daha önce sorunsuz tüketilen bir besinin bile aniden ciddi reaksiyonlara neden olabildiğini gösteriyor. Dünya genelinde yapılan çalışmalar da gıda alerjisi vakalarının giderek arttığını ortaya koyuyor. Avrupa Alerji ve Klinik İmmünoloji Akademisi verilerine göre çocuklarda gıda alerjisi görülme oranı yüzde 6 ile 8 arasında değişirken erişkinlerde bu oran yüzde 3 ile 4 seviyelerinde bulunuyor. Uzmanlar, hafif belirtiler nedeniyle tanı almamış vakaların da bulunduğunu ve gerçek oranların daha yüksek olabileceğini ifade ediyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından yayımlanan veriler de son 20 yılda çocuklarda gıda alerjisi bildirimlerinin belirgin şekilde arttığını gösteriyor.
Gıda Alerjisi Her Yaşta Ortaya Çıkabiliyor
Zeynep Ferhan Özşeker, gıda alerjisinin çoğu zaman fark edilmediğini ancak ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Uzmanlara göre bu durum yalnızca çocuklarda değil, yetişkinlerde de ilk kez ortaya çıkabiliyor.
Bağışıklık sisteminin bazı besinlere karşı ani ve aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıkan Gıda Alerjisi, bazen çok küçük miktarlarda bile ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Bu nedenle toplumda yaygın olan “az miktardan bir şey olmaz” düşüncesinin doğru olmadığı vurgulanıyor. Uzmanlara göre bazı durumlarda yalnızca temas bile reaksiyon gelişmesine neden olabiliyor.
Özellikle yer fıstığı, kuruyemişler, süt, yumurta ve bazı deniz ürünleri çok küçük miktarlarda bile ciddi reaksiyonlara yol açabiliyor. Bu durum bazı kişilerde dakikalar içinde gelişebilen ve solunum yollarını etkileyen Anafilaksi tablosuna neden olabiliyor.
Hangi Belirtiler Ciddiye Alınmalı?
Gıda alerjisi her zaman çok belirgin belirtilerle başlamayabiliyor. Ancak erken belirtilerin fark edilmesi hayati önem taşıyor. Uzmanlara göre bir besin tüketildikten sonra ağızda metalik tat hissi, dil ve dudaklarda şişme, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, göğüste baskı hissi, kaşıntı veya nefes darlığı gibi belirtiler görülebiliyor.
Bu tür belirtiler ortaya çıktığında zaman kaybetmeden acil yardım alınması gerekiyor. Tanısı daha önce konulmuş bireylerde ise adrenalin otoenjektör kullanımı hayat kurtarıcı olabiliyor. Uzmanlar ayrıca özellikle okul ortamlarında çocuklar arasında besin paylaşımının risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.
