Modern yaşam tarzının getirdiği hareketsizlik ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, karaciğer sağlığı üzerinde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlara göre eskiden virüs kaynaklı gelişen siroz vakaları, günümüzde büyük oranda yaşam biçimiyle ilişkili nedenlerle ortaya çıkıyor. Organ Nakli Uzmanı Prof. Dr. Onur Yaprak, toplumda karaciğer yağlanması oranının son yıllarda dört kat artarak yüzde 40 seviyesine ulaştığını vurguladı.
Prof. Dr. Yaprak, karaciğerin vücut için kritik işlevler üstlendiğini belirterek; protein üretimi, safra salgılanması, pıhtılaşma faktörlerinin sentezi ve metabolizma gibi görevlerin bu organ tarafından yürütüldüğünü ifade etti. Karaciğerde yağlanma oluştuğunda ise bu işlevlerin zamanla bozulabileceğine dikkat çekti. Yağlanmanın ilerlemesiyle birlikte iltihap gelişirse “NASH” adı verilen tablo ortaya çıkıyor. Bu hastaların yaklaşık yüzde 10’unda süreç siroza kadar ilerleyebiliyor.
Yaşam Tarzı Değişikliğiyle Kontrol Altına Alınabilir
Karaciğer yağlanmasının en büyük nedenleri arasında obezite, insülin direnci, yüksek tansiyon ve kolesterol gibi metabolik sendrom unsurları yer alıyor. Erkeklerde 100 cm, kadınlarda ise 85 cm üzerindeki bel çevresi, bu riski artıran faktörlerden biri olarak gösteriliyor. Prof. Dr. Yaprak, “Bu kriterlere uyan bireylerde karaciğer yağlanması riski yüzde 60-70’e kadar çıkabiliyor” diyerek uyarıda bulundu.
Uzmanlar, bu tablonun önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliğinin şart olduğunun altını çiziyor. Akdeniz tipi beslenmeye geçilmesi, fruktoz ve mısır şurubu içeren ürünlerden uzak durulması öneriliyor. Ayrıca haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş ve kasları çalıştıran egzersizler yapılması gerekiyor. Yağlanmanın, doğru yaklaşımla geri döndürülebilir bir süreç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Yaprak, özellikle 40 yaş üzeri bireylerin egzersiz öncesi kardiyolojik değerlendirme yaptırması gerektiğini hatırlattı.
