Eczanelerde ve online platformlarda satılan doğal takviyeler giderek daha fazla tercih ediliyor. Balık yağı, zerdeçal, koenzim Q10 ve probiyotikler gibi ürünler, bağışıklık güçlendirme, enerji artışı veya zayıflama gibi vaatlerle pazarlanıyor. Peki bu takviyeler gerçekten işe yarıyor mu?

Son 10 yılda dünyada bitkisel ve doğal takviye kullanımı %65 arttı. Türkiye’de her 3 kişiden 1’i düzenli olarak bir takviye kullanıyor. Ancak uzmanlar, bu ürünlerin doğal olması nedeniyle zararsız sanılmasının büyük bir yanılgı olduğunu söylüyor. Çünkü bazı takviyeler karaciğer, böbrek ya da kalp üzerinde yan etkilere neden olabiliyor.

Örneğin, sarı kantaron antidepresanlarla tehlikeli etkileşimlere girebilirken, kava kava karaciğer yetmezliğine neden olabiliyor. Yine, enerji verici olarak pazarlanan yohimbe ciddi tansiyon sorunlarına yol açabiliyor.

Ayrıca, Avrupa’da yapılan bir araştırmada bitkisel ürünlerin %27’sinde etikette yazmayan sentetik ilaç kalıntılarına rastlandı. Bu da güvenilir üretici seçiminin ne kadar hayati olduğunu ortaya koyuyor.

Bazı takviyeler ise bilimsel olarak destekleniyor.

Balık yağı (Omega-3): Kalp sağlığı ve trigliserid düşürmede etkili.

Zerdeçal (kurkumin): Eklem ağrılarında destekleyici.

Koenzim Q10: Kalp hastaları ve statin kullananlar için faydalı.

Probiyotikler: Sindirim sağlığı için önemli; ancak doğru tür ve dozda alınmalı.

Buna karşın, yeşil çay ekstresi, kollajen tozları ve ginseng gibi bazı takviyelerin faydaları sınırlı veya bilimsel olarak çelişkili.

Uzmanların önerisi şu:

Her takviye kullanımında etiketi okuyun,

Dozlara dikkat edin,

Kullanımı belli aralıklarla bırakıp vücudunuzu gözlemleyin,

İlaçlarla etkileşim riskine karşı doktora danışın.

Unutmayın: Doğal olan her şey zararsız değildir ve her takviye herkes için uygun değildir.