Yapay tatlandırıcılar konusunda yapılan son araştırmalar, sağlıklı bireyler için dahi ciddi riskler taşıyan sonuçlara işaret ediyor. Özellikle gazlı içecekler ve sakızlarda yaygın olarak kullanılan aspartam adlı katkı maddesinin, kalp ve beyin üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği belirlendi. San Sebastián’daki Biyomalzeme Kooperatif Araştırma Merkezi’nde yürütülen çalışmalarda elde edilen bulgular, bu maddeye yönelik sağlık endişelerini yeniden gündeme taşıdı.

Araştırmada, farelere uygulanan yüksek dozda aspartam tüketiminin kalp kasında kalınlaşmaya ve bilişsel işlevlerde gerilemeye yol açtığı saptandı. Araştırmacılar, vücut yağ oranında gözle görülür azalma yaşansa da bu durumun ağır bir fizyolojik bedel karşılığında gerçekleştiğini vurguladı.

Kalp ve Beyinde Değişikliklere Yol Açabiliyor

Çalışmada yer alan veriler, aspartamın kalp debisinde ciddi düşüşlere neden olduğunu gösterdi. Sol ventrikülde %26, sağ ventrikülde %20 oranında azalma gözlemlendi. Ayrıca, kalbin septal eğriliğinde de %25’lik bir incelme tespit edildi. Bu durum, kalp kasında olası bir işlev bozukluğuna işaret ediyor.

Bununla birlikte, aspartam verilen farelerde nörodavranışsal değişiklikler ve beyinde potansiyel yapısal bozulmalar gözlemlendi. Uzmanlar, bu durumun yaşa bağlı etkilerle birlikte değerlendirildiğini belirtiyor.

Aspartamın mevcut güvenlik sınırları Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa İlaç Ajansı ve ABD Gıda ve İlaç İdaresi tarafından kişi başına günlük maksimum 50 mg/kg olarak belirlenmiş durumda. Ancak araştırmacılar, bu sınırların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor. Zira çalışmada kullanılan doz, bu sınırların altında olmasına rağmen kalıcı hasar belirtileri gösterdi.

Uluslararası Tatlandırıcılar Birliği (ISA) ise araştırma sonuçlarının doğrudan insanlar için geçerli olamayabileceğini belirtiyor. Özellikle farelerle insanlar arasındaki fizyolojik farklılıkların, bulguların insan sağlığına yansımasını sınırlayabileceği ifade ediliyor. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, 2023 yılında aspartamı “muhtemelen kanserojen” sınıfına alarak bu katkı maddesine yönelik risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamıştı.