Son dönemde sosyal medyada sıkça karşılaşılan bir öneri dikkat çekiyor: Makarna, pilav ve patates gibi nişastalı gıdaların pişirilip soğutularak tüketilmesi. Birçok içerik üreticisi, bu yöntemin sağlık açısından daha faydalı olduğunu savunuyor. Özellikle “dirençli nişasta” kavramı üzerinden yapılan bu öneri, kan şekeri dengesi, bağırsak sağlığı ve bazı hastalıklara karşı koruyucu etkilerle ilişkilendiriliyor. Peki bu bilgiler ne kadar doğru? Konuya ilişkin açıklamalar, sağlık otoriteleri tarafından da yakından inceleniyor.

King’s College London’dan bağırsak fizyoloğu Dr. Balazs Bajka, pişirilmiş nişastalı gıdaların soğutulmasıyla birlikte bazı yapısal değişikliklerin yaşandığını ve bunun sindirim sistemi üzerinde olumlu etkiler yaratabileceğini belirtiyor. Dr. Bajka’ya göre, pişirilen ve ardından buzdolabında bekletilen nişasta molekülleri sindirimi zorlaştırıyor ve bu süreçte oluşan dirençli nişasta, şekerin kana karışmasını yavaşlatıyor.

Dirençli Nişasta Nedir ve Nasıl Etki Eder?

Dirençli nişasta, vücudun doğrudan sindiremediği bir karbonhidrat türü olarak biliniyor. Bu nişasta türü, bağırsaklarda daha uzun süre kalarak faydalı bakteriler için bir besin kaynağına dönüşüyor. Florida merkezli diyetisyen Kimberley Rose-Francis, bu yapının kan şekeri seviyelerini daha dengeli tutmaya yardımcı olabileceğini ifade ederken, Boston’daki Dana-Farber Kanser Enstitüsü’nden diyetisyen Annette M. Goldberg de dirençli nişastaların bazı kanser türleriyle ilgili riskleri azaltabileceğine dair bulgulara dikkat çekiyor.

Ayrıca Texas Kadın Üniversitesi'nden Dr. Mindy Patterson, pişirilip soğutulan gıdalardaki dirençli nişastanın lif içeriğini artırdığını belirtiyor. Bu durum, özellikle Tip 2 diyabet veya insülin direnci yaşayan bireyler için olumlu bir yöntem olabilir. Uzmanlar, makarna, pirinç ya da patates gibi gıdaların pişirildikten sonra soğutularak tüketilmesinin, sağlık açısından daha dengeli bir seçenek sunduğu konusunda hemfikir.

Uzmanlara göre dirençli nişasta, diğer lif türlerine göre sindirim sisteminde daha az şişkinlik yaratıyor. Bu da özellikle hassas bünyeler için avantajlı olabiliyor. Yapılan bazı uzun dönemli çalışmalarda ise dirençli nişasta takviyesi alan bireylerin, özellikle üst sindirim sistemi kaynaklı kanserlere yakalanma oranlarının düştüğü gözlemlenmiş.

Elbette uzmanlar bu bilgilerin tamamen kesin bir tedavi yöntemi olarak görülmemesi gerektiğinin de altını çiziyor. Ancak sağlıklı bir beslenme planı içinde bu yöntemin yer almasının, lif alımını artırarak genel sağlık üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği belirtiliyor. Sosyal medyada sıkça gündeme gelen bu öneri, bilimsel dayanaklarla destekleniyor ve özellikle diyabet hastaları için yeni bir umut olarak değerlendiriliyor.