Verem, dünya genelinde görülen en fazla ikinci bölünmeyi korur. Bu durum, tam mücadelede olmasına rağmen teşhis araçları, semptomlar ve aşılar konusunda önemli ilerlemeler belirlenmiş olsa da bu teknik gelişmeler hala yetersiz görünüyor. Kovid-19 salgını, verem teşhislerinin ortaya çıkmasında önemli bir adım attırılmış olsa da, hala daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Verem Tekrar Artmaya Başladı

Özellikle Hindistan Endonezya ve Filipinler gibi bölgelerde 2020 ve 2021 yıllarında verem teşhis konulan kişinin dağıldığı görülmüş olsa da, 2022 yılında bu sayının rekor seviyeye ulaştığı belirtiliyor. Kovid-19 salgını nedeniyle yaşanan aksaklıkların, yarım yılda fazla verem vakasının öldürüldüğü yola açıldığına dikkat çekilmektedir. Bu nedenle mücadelede yeni stratejilere yatırımlara ve uluslararası işbirliğine olan ihtiyaç daha da acil hale geldi. Verem, yıllardır dünya çapında ciddi bir halk sağlığı sorunu yaşanmış ve pek çok insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Verem Vakalarında Endişe Verici Artış Kovid-19

Kovit Vakalarını Geçti

DSÖ'nün veremle mücadelesinde ilerleme ilerlemeleri ve sorunları gösteren raporlar, bu çöküşün hala ciddi bir tehdit oluşturduğunu gösteriyor. Özellikle Kovid-19 salgınında sağlık sistemlerini ve kaynaklarını yoğun bir şekilde kullanırken, mücadelede sınırda olduğu bir dönemde denk geldi. Bu da hastaların teşhisi ve tedavisinin aksamasına neden oldu. Bu durum, yarım yüzyıldan fazla verem vakasının ölümüne yol açtı ve bu sayıda oldukça endişe vericidir. Veremle mücadelede kararlılık ve uluslararası işbirliği daha da önemlidir.

DSÖ'nün Bu Raporu

Teşhis araçlarının geliştirilmesi, ilaç ve aşı erişiminin bozulması, veremle enfekte olanların iyileşmesi ve tedavi edilmesi için daha fazla kaynak ayrılması gerekmektedir., veremin hala bir tehdit olduğunu ve bu kayıplarla mücadelede daha fazla çaba sarf birimlerinin gerekliliğini vurgulamaktadır. Mücadeleyle, sadece hayatta kalmakla kalmaz, aynı zamanda küresel halk sağlığı açısından da kritik bir bilgiye sahiptir.